26 Ocak 2009 Pazartesi

daruma...

bilmem ki faydası olur mu?
yapmaya niyet edip, karar verip, isteyip, inanıp... ama yapamadığım şeylerin listesi ansiklopedi olacak miktarda.
bir daruma bebeği alsam faydası olur mu diye düşündüm içimde oturup duran ve ancak poposunu büyütmeyi başaran tembel yaratığa.
daruma bebekleri japon inanışında irade ve sabrı temsil eden bir geleneksel "şey"
ne desem bilemedim adına.
oyuncak desen değil, süs değil, biblo desen değil...
şey işte.
japon kültüründe önemli bir yere sahip olan bu daruma zamazingosu şu:

kişi bunu aldıktan sonra bir şeye niyet ediyor (niyet ettim allah rızası için demeye gerek yok, karar ver yeter yani) ve o niyet ettiği şeyi unutmamak için bunun bir gözünü boyuyor.

sonra iş verdiği kararı uygulamaya, onun için çalışmaya geliyor.

artık o kararı gerçekleştirmek ne kadar sürer bilinmez, tüm o süre boyunca bu yukardaki sevimsiz iblis suratlı şey daha da biçimsiz biçimde böyle tek gözlü olarak sana bakıyor:

ta ki sen karar verdiğin şeyi gerçekleştirene kadar.

oldu! dediğin o mübarek gün geldiğinde ise eline kalemi alıyor ve (muhtemelen gözlerinden yaşlar süzülerek... e yıllardır çaba sarfetmişsin bir küçük siyah nokta yapabilmek için. nihayetinde gün gelmiş. o gün ağlamayacaksın da ne gün ağlayacaksın!!! hem ağla açılırsın!!) evet, eline kalemi alıyor ve, diğer gözü de boyuyorsun.

oh! şükür!

işte ben de uyuz uyuz oturup, günden güne liste büyütmekten mağdur olduğumdan, acaba dedim kendime bir daruma bebesi mi alsam. esasında bir daruma bebesi de paklamaz beni ama bir yerden başlamak lazım değil mi?

üüffff...

daruma dedin bari hakkında iki bilgi ver de bi şe yarasın manasında not:

bu daruma bebekleri budist zen inancının kurucusu olan Dharma'yı temsil ediyormuş. bu Dharma insanı 8 senesini bir mağarada meditasyon yaparak geçirmiş. ayakları da meditasyon sırasında oturmaktan kaybolmuş bunların inancına göre. (anacım, bi inanç uyduracaksın, bari akla mantığa yakın olsun ama dimi.. 8 sene oturunca ayak nasıl kayboluyor yahu! ) neyse bu sebeple ayak yapmamışlar bunlara. böyle yuvarlak bişey işte. bi nevi hacıyatmaz. devrilmiyor. eğrilip sallanıp yine eski haline geliyor. bu yüzden de "hayatta ne kadar sallanıp, çalkalanıp, devrilmeye yaklaşsan da sonunda doğrulabilirsin" şeklinde bir mesajı daha var yani bu cin bakışlı sevimsiz suratların.

allahım yarabbim hepimize iki gözü boyanmış daruma kolleksiyonu nasip etsin der, hafta başı öpücüğü ile birlikte huzurlarınızdan ayrılırım efem.

23 Ocak 2009 Cuma

bir "sual"

şöyle yazmıştı bana suret kitabından yolladığı ve "sualdir" başlığı koyduğu bir mesajda:

"Convallaria majalis zehirli diyorlar, bir kere zehirlenen bir daha iflah olmaz diyorlar, bilmemki doğru mudur? Majalis zehirlenmesinin şifası nerededir, bir ot, bir ses, bir bakış,bilemiyoruz....Çaresiz ve sessiz bekliyoruz bekliyoruz.."

kocaman gülümsedim.
takma isimli şahsın kim olabileceğini tahmin ediyordum, cümlelerini tanıyorum.
kelimelerini değil, tarzını tanıyorum.
gülümsedim.
çok önem verdiğim biriydi, senelerdir görmüyorum ama hala öyle aslında.
beraber çalışırken olan ilişkimizden farklı ve bence çok değerli bir arkadaşlığımız vardı.
tanıdığım çok özel adamlardan biri o.
her neyse.
tekrar denk gelince mesaja,
yine kocaman gülümsedim içerdiği imaya 8)
o sebeple, bir de burda dursun istedim.
8)

21 Ocak 2009 Çarşamba

flört engel tanımaz!

Bilmeym ne ka gerçek.
Ama Afganistan’da arkadaş arama sitesiymiş bu.
Gerçek olduğu var sayımı ile hareket edersek:

Mumu zarif bi kız. İnce kemikli bi yapısı var.

Coran gezmeyi dolaşmayı, açık havada bulunmayı seven bir kişilik. Mütenasip ölçülerde.

Lara balık eti. Güneşlenmek en büyük hobisi.

Nadine içine kapanık, fazla dikkat çekmeyi sevmeyen bir kız. Ancak ciddi tekliflere olumlu bakabilir.

Semoule_de_reve asi bir kız. Tarzındaki Gotik etkileri giyiminde görmek mümkün.

Açık saçık giyimiyle dikkat çeken Tajine 501 ise biraz hafif meşrep görüldüğü üzere. Dekoltenin dibine vurmuş. Her bişey (o şey göz mü - gözlük mü) ortada. Ayıp!

Loukhoum adından da anlaşılacağı gibi lokum gibi kız. Fazla söze ne gerek.

Tata ise gür saçlarıyla iddialı. Uçuk mavi favori rengi.

Şimdi;
Şahsen, bu görüntüden benim yapabileceğim yorum bu. Ama asıl merak ettiğim şu:
Buradan kız bulan, ya da bulmayı uman afgan erkekleri tercihlerini nasıl yapıyorlar?
Loukhoum hanımın talipleri “vay yavrum benim, isme bak, yerim seni” diye mi mesaj yolluyor?
Tajine, kumaştaki kesikten görünen kısım sebebiyle çok afedersiniz, “yollu” muamelesi mi görüyor?
Semoule penceresindeki karaltı, altında bir canlı olduğu izlenimi veriyor mu?

Esasında çok acıklı yaaa..
Valla billa acıklı....

20 Ocak 2009 Salı

ilham geldi 8)

yazacak konum da yok falan diye kendi kendime çemkirip salak demek suretiyle içimi rahatlattığım aşağıdaki yazıya ilham perisi yorum yapmış. demiş ki:

Al bakalım sana konu: Adamın biri şişme bebeklere tecavüz edip kaçmış.(bkz. http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1044494&Date=31.12.2008&Kategori=yasam&b=Sisme%20bebeklere%20tecavuz%20etti
Bu durumda suçun boyutu nedir sence?Tecavüz tek başına suç mudur?Yoksa işin içinde bir insan olmaması suçu hafifletici bir durum mudur?Benim çok ilgimi çekmişti bu konu. Hala blog yazıyor olsaydım kesin bahsederdim :)Bir de lütfen kendine haksızlık etme.Hangimiz salak değiliz ki? ;)İmza:İlham Perisi :p

ben de şahsım, cevaben dedim ki:

aha, ilham geldi 8)
okudum o haberi. gözden kaçacak gibi değildi zaten 8))
bence:tecavüz tek başına suç değildir.ama işin içinde insan olması veya olmaması değil konu, bir canlı olup olmaması bence.
ata, eşeğe tecavüz de suç bu yüzden. hem de ağır suç!
ama,şişme bebek olayında durum farklı epey 8))
şöyle ki şişme bebek seninse olay tecavüze girmez.
şişme'nin kulağına fısıldar, hoş sözlerle gönlünü yaparsın, baktın ters bi tepki yok. eyvallah.
lakin, bebek senin değilse, bu durumda olduğu gibi gidip de mağazadan zor kullanarak kaçırdıysan, o zaman ciddi suç 8)
bi kere allahın emri ile gidip tükkan sahibinden şişmeyi istememişsin
başlık paranı (ya da ücreti) vermemişsin
şişmeyle zoraki ilişki kurup bir de utanmadan sokağa atmışsın.
bu ne kepazeliktir, ne terbiyesizliktir.
bitti gitti artık o şişmenin hayatı.
kimsenin evinin şişme kadını da olamaz bu saatten sonra.
yazıklar olsun!!!!

ilham perim de hemencik cevap etmiş:

ahahahahah :)))İşte bu süper mizah gücün yüzden lütfen bu konudaki yorumun yorumlarda kalmasın. Lütfeeeeennnn

şimdi arkadaşlar,
zaten malumunuz olduğu üzere ilham perisinden yana pek şanslı değilim.
e kırk yılda bir ilham perisi gelip bi istekte bulunmuş. dikkate almamak ne haddime.
hemen ana yazı olarak buraya iliştirdim muhabbeti.
fakat ilham periciğime söylemeden geçemiyciiim:
zaten konu başlı başına mizah! ilaveye gerek bırakmayacak kadar trajikomik.
o adama güler misin, kızar mısın, üzülür müsün?
karşı cinsle ilişki konusunda pek başarılı olmadığı muhakkak.
ama ortada bi gayret var o da malum.
baştan çıkartma tekniklerini kanlı canlı bir xx kişisi üzerinde denemeden önce daha kalender bir kanalda tecrübe etmek istemiş.
ama para yok.
ne yapsın adamceyiz, çareyi bunda bulmuş.
gidip tükkanı basmış.
aslında buraya kadar çok şaşırtıcı gelmedi bana.
ha tükkan sahibi şaşırmış o ayrı.
zira olay avustralyada geçiyor.
bize normal olan onlar için akla zarar olabilir elbet.
dedim ya ben çok şaşırmadım.
şaşırdığım kısım:
adamın 3 ayrı mağazaya girmiş olması.
anlamadım ki, bir mağaza neden yetmemiş.
ürün çeşidi mi azdı, tiplerden mi elektrik alamadı bilmiyorum ki.
tabi bir de sonradan şişme kadınceyizleri (hemen -ceğiz ekiyle acındırma efekti yarattım bak! nihayetinde şişme de olsa mağdure mağduredir!) sokağa atmış.
orda biraz kızdım ben.
demek ki yaşanılan onca şeyin hiç bir anlamı yokmuş!
bu sebeple yazıklar olsun dedim adama.
ben burda onun psikolojisini düşünüp, maddi imkansızlıklarına acıyıp, yaptığı olayda bir mantık aramaya çalışayım,
o gitsin şişirdiği kadını sokağa atsın!!!
rezil!!!!

neyssse..
yani demem o ki, ilham perisi gelip bi ricada bulundu, onu bulunduğu ricadan pişman etmeden keseyim yazıyı. laf yine uzayıp elime yapışacak yoksa. ıyh!!!!

19 Ocak 2009 Pazartesi

çelişkiler

canım yazmak istemiyor ama sayfada yeni yazı olsun istiyor.
e ne yapaciz bu durumda?
hayır zaten yazacak bişeyim de yok.
bi gıcık oldum kendime.
ıyh.. salak!!!

14 Ocak 2009 Çarşamba

vay ben duymadım, vay ben bilmiyorum demeyin 8)

Capone kollar açılır
Gögüsler yana saçılır
Herkesin gözü açılır
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Kağıttan elbise moda
Mini etek giymiş oda
Yaşasın der en son moda
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Seks bombası olmuş meğer
Herkesin dilinde gezer
Sosyete böyleymiş meğer
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Kalçaları bomba gibi
Kollarıda asma kabak
Gören gözler şaşı olur
Amanın kadına bak
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Seks bombasımı neymiş
Allahıma güzel şeymiş
Gözlerimiz yaptı bayram
Dayan kesene al
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Çıplaklar kampına döndü
Görenin gözleri döndü
Bu gidişle ocak söndü
Adına da derler seks

Seks Seks Seks

Ne ferman dinler ne kadı
Sosyetik cıkmıştır adı
Cennetenmi gelmiş tadı
Adına da derler seks

seeks seeks SİİEEEEEEEEEKKSSSS

Söz-Müzik: Arif Sami Toker
Yorum: Sevil Öztatli

ha, diyorsanız inanmam, böyle şarkı mı olur,
öz be öz kendi kulağınızla dileyin anacım 8)
bana da hayır duası edin!

http://etrafta.com/2008/12/15/seks-seks-seks/

denizbilmemnesi

deniz fili
denizaslanı
denizköpeği

deniz ayısı
denizineği
bildiniz mi?
yani bildiğimiz cümle mahlukatın başına bi "deniz" lafı getirilerek oluşturulan ve denizde yaşayan aynı model hayvanatlar.
bunlar,

kara hayvanından yani bildiğimiz köpekten ayıdan adını alıyor ama benzemiyor pek.
ortak özellikleri yüzgeçayaklılar sınıfından olmalarıymış.
bu yüzgeç ayaklılar 3'e ayrılıyormuş.
fokgiller,
morsgiller,
denizaslanıgiller,
zaten de aşağı yukarı hepsi birbirini andırıyor.
da,
benim merakım neden isimleri böyle?
bak deniz atına sataşmıyorum farkındaysanız.
heyvancık kafa tarafından bi truva çağrışımı yapıyor nihayetinde.
ama deniz ineğinde bir meme
deniz köpeğinde bir kuyruk
deniz ayısında bir pençe bekliyor insan.
hadi hepsini geçtim de,
pazarcının deniz brokolisi diye bize salladığı şu sebzenin gerçek adının romanesco olduğunu da öğrenince,
bu denizmemelilerinin gerçek adlarından ne kadar uzakta olduğunu tahmin ederim artık.
buyrun romanesco
kendisi dizayn manyağı bir sebze.



















pazarcıya bakarsan "deniz brokolisi"
bundaki isimlendirme deniz ayısından bile mantıksız.
zira deniz ayısı en azından denizde yaşayan bir canlı.
buncağız denizde yetişmiyor ki?
neyse,
yine saçma sapan bir yazıyla daha sayfamı doldurmuş olmanın verdiği huzurla huzurlarınızdan ayrılırken sevgiyle kucaklarım.
esen kalın.