keyiften dört köşe bir halde değilim.
dolayısıyla "ay okurken öldük bittik gülmekten" diyebileceğiniz bir kısım cümleler kuracak modum yok.
bi üf hali
bi amaaaann hali
bi bitse de gitsek hali
gazete mazete yazar mazar şu bu karıştırıyorum okumak için.
denk geldim.
şeye denk geldim, şu cümleye:
"erkek olduğunu anlayan çinli bayan atlet...."
tövbe estağfurullah.
allahım "bak gör ne dertler var" demek için mi karşıma çıkartıyorsun bunu yarabbim.
bu ne demek ben anlamadım ki?
hayır anlarım kendini erkek hisseden bayanları
bayan hisseden erkekleri
ay baydı yalnız bu bayan kelimesi.
kadın desem?
kadın hisseden erkek ya da erkek hisseden kadın mümkün.
atletmiş, donmuş o da umrumda değil.
de,
erkek olduğunu anlamak nasıl bişey ki?
sıkıntıdan ben mi anlama özürlü oldum?
şahsa bunca yıldır "bayan" demişler de, o da sanki bunca yıl sonunda tesadüfen bi gün tuvalette otururken elindeki kalemi yere düşürüp eğilinceeeee...
nasıl anladın be mübarek insan?
hiç mi işkillenmedin.
gerçi günahını almıyım "erkekçe hisler yaşadığını" fark etmiş önce ama
hayra yormamış demek.
hastanede tetkik yaptırmış.
erkek olduğunu anlamış.
şey gibi:
kalbinde bi çarpıntı falan hissedip hastaneye çekap yaptırmaya gidersin,
kalp damarının tıkalı olduğu ortaya çıkar
bu da bi tuhaflık var diye gitmiş
erkek olduğunu "anlamış"
bi de neye üzülmüş biliyon mu?
kazandığı madalyalara.
çöpe atmış onları.
derdi bu yani.
şahsen allah vermesin benim başıma gelse,
madalyaya gelene kadar çöpe atacak dünya kadar şey bulurum.
git bi dantelli donunu, ince çorabını, rujunu, küpeni, eteğini, ne bileyim cinse has şeylerini at çöpe.
bu madalyaları atmış.
manyağın başkanı!
bi git yaaaa!!!!
9 Mart 2009 Pazartesi
nostaljim geldi
bir altıngül mağarası'dır
bir maviay'dır
bir demsey ve makepeace'dir
ne bileyim
bir yedi kardeşe yedi gelin'dir...
olsa da izlesem.
ne güzel olurdu bilsen.
bir maviay'dır
bir demsey ve makepeace'dir
ne bileyim
bir yedi kardeşe yedi gelin'dir...
olsa da izlesem.
ne güzel olurdu bilsen.
4 Mart 2009 Çarşamba
öyle işte...
kardeşten psikolojik destek danışmanlık ücreti alsam ihya olmuştum.
hayır bi de neye gülüyorum:
kelin ilacı olsa.... 8)))))
ama bak valla iyi konuşuyorum canım okur.
kardeşcim aradı.
bi süre sustuk telefonda.
bizim vardır öyle susuşlarımız.
dakikalarca.
evlilik sıkıntısı, duygusal susuzluk, maddiyat, maneviyat, için şişer bi yandan, doğruyu bilir uygulayamazsın, derdin derttir de anlatabildiğini anlayamazsın...
değişti.
öyle böyle değil hem, çok değişti o aşk acısından sonra.
gitti o ışıl ışıl çocuk, şimdiki, dengede değil.
canı yandı, hem ne çok yandı biliyorum ben.
iyi biliyorum.
o ne çok ağladı, ben nasıl ağladım onun acısına hatırlıyorum ben.
ilk aşk, en aşk, belki tek aşktı yaşadığı, benim çapkınlıkta adı çıkmış yakışıklı kardeşimin.
olmadı.
geride eskisiyle benzeşmeyen bir çocuk bıraktı.
dedim ya kardeş değişti.
ve değişen huyları, bu evlilik öncesi streslerini atlatmasını kolaylaştırmıyor malesef.
sinirli, inatçı, diktatör oluyor zaman zaman.
tepesinden hiç inmeyen cinlerle yaşıyor.
çok çabuk huysuzlaşıyor.
anlattı bişeyler.
anladım onu.
hak da verdim aslında.
hissettiklerinin normal olduğunu söyledim ona.
ama kontrol edebileceğini de.
kontrol etmek istemiyorum dedi.
ne denir ki?
doğrularımız yakınımızdaki insanların doğrularıyla paralel olsa idi, ne kolay olmaz mıydı hayat?
doğru bildiğimizi uygulayabilseydik ya da.
doğru bu kadar öznel bişey olmasaydı, hele kriz zamanlarında.
ne kolay olmaz mıydı hayat?
kendime not:
makarna da en sade, haşlanmış haliyle tabağa konduğunda "kolay"dır. hatırla ki, tüm zahmet onu lezzetlendirecek soslar yapmaktadır.
kulağımda yüksek sadakat, aklımın iplerini saldım diyor.
ırmaklar denizlerde,
denizler sahillerde durdular.
arayanlar hiç bir yerde,
inananlar dualarda buldular.
kimbilir sen benim halimde, sakinliğimde ne buldun!
hayır bi de neye gülüyorum:
kelin ilacı olsa.... 8)))))
ama bak valla iyi konuşuyorum canım okur.
kardeşcim aradı.
bi süre sustuk telefonda.
bizim vardır öyle susuşlarımız.
dakikalarca.
evlilik sıkıntısı, duygusal susuzluk, maddiyat, maneviyat, için şişer bi yandan, doğruyu bilir uygulayamazsın, derdin derttir de anlatabildiğini anlayamazsın...
değişti.
öyle böyle değil hem, çok değişti o aşk acısından sonra.
gitti o ışıl ışıl çocuk, şimdiki, dengede değil.
canı yandı, hem ne çok yandı biliyorum ben.
iyi biliyorum.
o ne çok ağladı, ben nasıl ağladım onun acısına hatırlıyorum ben.
ilk aşk, en aşk, belki tek aşktı yaşadığı, benim çapkınlıkta adı çıkmış yakışıklı kardeşimin.
olmadı.
geride eskisiyle benzeşmeyen bir çocuk bıraktı.
dedim ya kardeş değişti.
ve değişen huyları, bu evlilik öncesi streslerini atlatmasını kolaylaştırmıyor malesef.
sinirli, inatçı, diktatör oluyor zaman zaman.
tepesinden hiç inmeyen cinlerle yaşıyor.
çok çabuk huysuzlaşıyor.
anlattı bişeyler.
anladım onu.
hak da verdim aslında.
hissettiklerinin normal olduğunu söyledim ona.
ama kontrol edebileceğini de.
kontrol etmek istemiyorum dedi.
ne denir ki?
doğrularımız yakınımızdaki insanların doğrularıyla paralel olsa idi, ne kolay olmaz mıydı hayat?
doğru bildiğimizi uygulayabilseydik ya da.
doğru bu kadar öznel bişey olmasaydı, hele kriz zamanlarında.
ne kolay olmaz mıydı hayat?
kendime not:
makarna da en sade, haşlanmış haliyle tabağa konduğunda "kolay"dır. hatırla ki, tüm zahmet onu lezzetlendirecek soslar yapmaktadır.
kulağımda yüksek sadakat, aklımın iplerini saldım diyor.
ırmaklar denizlerde,
denizler sahillerde durdular.
arayanlar hiç bir yerde,
inananlar dualarda buldular.
kimbilir sen benim halimde, sakinliğimde ne buldun!
3 Mart 2009 Salı
oturma grubu
kardiş evlenecek ya temmuzda.
geçen hafta biraz salon takımı vs. bakındılar, pek beğendikleri bişey bulamadılar tabi.
internette geziyorum.
fikir verebilecek modeller arıyorum.
mobilya, salon koltuk, L takım falan filan yazınca da gayet fazla sonuç dökülüyor.
niye aramayı geliştirmek için başka kelime kombinasyonları denersin ki?
gayet masum ve amaca yönelik bir "oturma grubu" tamlamasından yaptığın görsel arama sonuçlarında,
havalı donlar giymiş kızların popolarından oluşan bir grup görüntüsü çıkar karşına tabi.
yalnız takdir ettim ha,
iki kızın poposunu "oturma grubu" olarak değerlendirmeyi hiç düşünmemiştim şahsen 8)
geçen hafta biraz salon takımı vs. bakındılar, pek beğendikleri bişey bulamadılar tabi.
internette geziyorum.
fikir verebilecek modeller arıyorum.
mobilya, salon koltuk, L takım falan filan yazınca da gayet fazla sonuç dökülüyor.
niye aramayı geliştirmek için başka kelime kombinasyonları denersin ki?
gayet masum ve amaca yönelik bir "oturma grubu" tamlamasından yaptığın görsel arama sonuçlarında,
havalı donlar giymiş kızların popolarından oluşan bir grup görüntüsü çıkar karşına tabi.
yalnız takdir ettim ha,
iki kızın poposunu "oturma grubu" olarak değerlendirmeyi hiç düşünmemiştim şahsen 8)
2 Mart 2009 Pazartesi
bi türkçe konuş, gözünü seveyim yaaa.. AAAAA!!!!
kulağımın dibinde (aynı odadayız zira, ne konuşsa, üç aşağı beş yukarı kulağımın dibine denk geliyor)
"benim için valid değil bu inform, kesinlikle acceptable değil" diyor.
hay eşekler kovalasın seni.
valid-->geçerli
inform-->bilgi
acceptable-->kabul edilebir
gayet günlük, kesinlikle teknik olmayan bu kelimeleri aklına mı getiremiyor da (yuh!) ingilizcesini seçiyor,
türkçesi dururken ingilizcesini kullanmak vurgu yapar mı sanıyor (kimmiş bunun türkçe öğretmeni acaba)
ya da ne halt zannediyor bilemiyorum ama,
benim cidden sinirimi bozuyor.
özenti midir, kompleks midir, bi nedir bu?
ayh!!!! bi git yaaaa!!!!
"benim için valid değil bu inform, kesinlikle acceptable değil" diyor.
hay eşekler kovalasın seni.
valid-->geçerli
inform-->bilgi
acceptable-->kabul edilebir
gayet günlük, kesinlikle teknik olmayan bu kelimeleri aklına mı getiremiyor da (yuh!) ingilizcesini seçiyor,
türkçesi dururken ingilizcesini kullanmak vurgu yapar mı sanıyor (kimmiş bunun türkçe öğretmeni acaba)
ya da ne halt zannediyor bilemiyorum ama,
benim cidden sinirimi bozuyor.
özenti midir, kompleks midir, bi nedir bu?
ayh!!!! bi git yaaaa!!!!
hu huuu
yaa, birileri Mart'ın geldiğini hatırlatabilir mi?
kar yağıyor dışarda.
hem de öyle "aman iyi, kar yağarken hava yumuşar" modunda değil.
resmen hırsından yağıyor, o derece soğuk.
sıkıldım.
kıştan, soğuktan, krizden, griden.....
apartmanın sadece 1 günlük kaldığı söylenen gazından
yanmayan kaloriferinden
üşümekten...
hadi amaaaa..
mart geldi.
baharın kendisi değilse bile kokusu gelsin artık lütfen!
kar yağıyor dışarda.
hem de öyle "aman iyi, kar yağarken hava yumuşar" modunda değil.
resmen hırsından yağıyor, o derece soğuk.
sıkıldım.
kıştan, soğuktan, krizden, griden.....
apartmanın sadece 1 günlük kaldığı söylenen gazından
yanmayan kaloriferinden
üşümekten...
hadi amaaaa..
mart geldi.
baharın kendisi değilse bile kokusu gelsin artık lütfen!
27 Şubat 2009 Cuma
çorap
aceleylen çıkıyoruz evden.
her 10 çıkışın en az onunda(!) olduğu gibi 8) sel kabanı ve ayakkabıyı giymiş beni bekliyor kapıda.
hazırım demiştim ama son bi aynaya bakıyorum.
ana!
fark ettim çorap giymemişim.
koştum yatak odasına.
annemin geçen verdiği çoraplar ortada
aldım elime, telefon da oradaymış, onu da aldım.
kapıda dikilen sel'e uzattım telefonla çorabın tekini tutsun diye
çantamı alıp yere koydum antrede
kendim de yere oturdum ki çoraplarımı ve botlarımı giyeyim.
bir çorabı giydim.
diğerini istedim (çorabı niye verdin derseniz: ne bileyim, elimde kalmış, telefonla beraber onu da tuturmuşum eline. yok canım, temiz çorap, ilk giyiyorum)
-ver çorabı?
-=)))
-ya ne gülüyon versene?
-çorabının üstünde sıpaydırmen yazıyo farkında mısın?
-hee olabilir, örümcekadam resmi var zaten
-çocuk çorabı bu?
-noolmuş! tam oluyo ayağıma?
-erkek çocuk çorabı mı alıyorsun kendine =))))
-ya ne alakası var, annem almış verdi geçen gün.
-annen sana sıpaydır men çorabı mı almış, hahahha, "anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı" =)))) puhahahahaa....
dalga geçti benle.
manyak!
üstünde durmadım, acele acele çıktık evden.
ama bunla bitti mi,
yoooo.
öğlene doğru aramış beni
-iyi günner. sizi reklam şirketinden arıyorum. sıpaydırmen çoraplarının reklam kampanyasında kullanmak üzere ayacıklarınıza ihtiyaç var.
ayacık!!!
-parada anlaşırsak kabul ederim, maddi menfaatim ne olacak dedim.
beni ikna edecek bir teklifte bulunamadı.
tersleyip kapattım telefonu.
açıklıyorum.
ayaklarım 36 numara.
nooolmuş!!!!!!
hayır ne olmuş annem ucuz bulup da üstünde örümcek adam resmi olan bi soket çorap aldıysa!
kot giymişim, altına postal giymişim.
içinde sıpaydır yazsa ne olur, barbi yazsa ne olur!!
çok komikmiş de, çok hoşuna gitmiş de, çok gülmüş de, ayacıkmış da....
akşam alışveriş merkezine götürüp kendim için havalı çoraplar aldırmaz mıyım ben şimdi buna?
peh!!!
her 10 çıkışın en az onunda(!) olduğu gibi 8) sel kabanı ve ayakkabıyı giymiş beni bekliyor kapıda.
hazırım demiştim ama son bi aynaya bakıyorum.
ana!
fark ettim çorap giymemişim.
koştum yatak odasına.
annemin geçen verdiği çoraplar ortada
aldım elime, telefon da oradaymış, onu da aldım.
kapıda dikilen sel'e uzattım telefonla çorabın tekini tutsun diye
çantamı alıp yere koydum antrede
kendim de yere oturdum ki çoraplarımı ve botlarımı giyeyim.
bir çorabı giydim.
diğerini istedim (çorabı niye verdin derseniz: ne bileyim, elimde kalmış, telefonla beraber onu da tuturmuşum eline. yok canım, temiz çorap, ilk giyiyorum)
-ver çorabı?
-=)))
-ya ne gülüyon versene?
-çorabının üstünde sıpaydırmen yazıyo farkında mısın?
-hee olabilir, örümcekadam resmi var zaten
-çocuk çorabı bu?
-noolmuş! tam oluyo ayağıma?
-erkek çocuk çorabı mı alıyorsun kendine =))))
-ya ne alakası var, annem almış verdi geçen gün.
-annen sana sıpaydır men çorabı mı almış, hahahha, "anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı" =)))) puhahahahaa....
dalga geçti benle.
manyak!
üstünde durmadım, acele acele çıktık evden.
ama bunla bitti mi,
yoooo.
öğlene doğru aramış beni
-iyi günner. sizi reklam şirketinden arıyorum. sıpaydırmen çoraplarının reklam kampanyasında kullanmak üzere ayacıklarınıza ihtiyaç var.
ayacık!!!
-parada anlaşırsak kabul ederim, maddi menfaatim ne olacak dedim.
beni ikna edecek bir teklifte bulunamadı.
tersleyip kapattım telefonu.
açıklıyorum.
ayaklarım 36 numara.
nooolmuş!!!!!!
hayır ne olmuş annem ucuz bulup da üstünde örümcek adam resmi olan bi soket çorap aldıysa!
kot giymişim, altına postal giymişim.
içinde sıpaydır yazsa ne olur, barbi yazsa ne olur!!
çok komikmiş de, çok hoşuna gitmiş de, çok gülmüş de, ayacıkmış da....
akşam alışveriş merkezine götürüp kendim için havalı çoraplar aldırmaz mıyım ben şimdi buna?
peh!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)