4 Şubat 2010 Perşembe

ocağın altını söndürdüm.

başlıkta mânâ aramayın.
ocak bitti, şimdi şubat ya, ondan öyle.
hem de korkmayın.
yeni bir testlik, aksilik, kaza, bela, sıkıntı vs. bildirecek değilim.
ağlayacak, sinirden köpürecek de değilim.
değilim.
rutindeyim.
bildik hallerdeyim.

ankara soğuk.
çok soğuk.
kuru, sevimsiz, sinir bozucu hatta.
içerdeyken insanı aldatan güneş, kandırıp ağına düşürmeye çalışan kötü adam gibi.
görüntüye kanıp çıktığında yakalıyor, hırpalıyor seni.

ama çıktım yine de tabi.
"eldivenler ve hikayeler" beraberimde.
her Murathan Mungan kitabında olduğu gibi, alırken tereddüt ettim yine.
amaa ya..? diye.
saçma belki, bilmiyorum ki.
seviyorum ya adamı (burayı sorgulamayalım lütfen) o sebeple hep yaşıyorum bunu.
bendeki yeri gitmesin diye.
okuduğum ilk kitabıyla bende yarattığı büyü sönmesin diye.
söndüyse de bilmiyim diye.
aman işte neyse.
evet okudum.
evet yıkılmadım.
bi özlem olmadı değil ama.
eski birkaç öyküyü okumam gerek şimdi yine galiba.

ocak çok yordu beni, hırsımı saçlarımdan aldım (aman ne ilginç!)
gidip kısacık kestirdim.
daha bir "saklambaç" olmuşum böyle.
sel öyle dedi.
bi de
yine kırmızı yapıcam galiba.
bi tek kestirmek kâfi gelmedi bunca olaya 8)

tavuk yapayım, sen karışma her şeyi ben yapayım dedi sel dün akşam, kardişleri de çağırsana yemeğe.
e ara çağır madem dedim.
aradı çağırdı.
ben makarna yaptım, sel tavuk.
masayı hazırladım.
mumları da yaktım.
yedik.
yıldız ibrahimova çigan romansları ile eşlik etti bize.
afiyet oldu.

arabamı değiştiricem.
deposuna çakmak çaksam ancak bu kadar çabuk biter benzin.
dün depoyu doldururken ahdettim bu aldığım son depo benzin olacak diye.
bakalım.

son zamanlarda üstüme başıma aldığım şeylerin %80'i ya gri, ya füme.
anlamadım niye ama öyle.
renk falı bilen var mı?

geçen hafta bi arkadaşım "sen kendini dışardan göremiyorsun, farkında değilsin kendinin. çok orjinal bi insansın sen" dedi bana.
kızgınlıktan gözümün döndüğü ve hırsımı almak için de öldüresiye sel'e vurduğum bir sırada da sel bana "farkında değilsin, hiç anlamıyorsun! allah'ın varlığını bilmesem, sana taparım ben" dedi.

farkındalık ile illüzyon arasındaki bağı açıklayabilecek olan var mı peki?

8 yorum:

Magissa dedi ki...

seni bilmiyorum da, sel orijinal insan vesselam. bu devirde karisina tapan adam? :))

ben de grilere boguldum bu sene, o falda ne ciktiysa bize de yaz olmaz mi? merak ettim...

Adsız dedi ki...

canim bacim,
ocak ve 2010 zor basladi hakikaten senin icin..
once cercey..
sonra su adi hirkiz..
ama iste hayat oyle bir sey..
derdi veren Allah, dermani da veriyor bir turlu..
ya da dayanma kuvvetini..
senin en buyuk dayanak noktansa sensin aslinda..
he bir de sonsuz sevgisiyle sel enistemiz sanki..
giyabinda tanisak da kendisini,
sana olan sevgisinden sevdik kendisini..
hurmetler ;)

caniiim..
umarim subat ve devami daha guzel olacak..
hem kirmizi saclarinla yakip kavurmayacak misin ortaligi? ;)

Svg,

Oya

.. dedi ki...

magissa, sel'inki psikolojik bi problem. tedavi gerektiriyor aslında. griyi de bilemedim ama, güzel yav 8)
oyacım bacım, çok özlemişim seni ya, valla 8)

Adsız dedi ki...

illüzyon kandırılmayı istememizi de içerir..
farkındalık.. kandırma ve kadırılma ötesi bi durum..
=)

öperim seni yemeğin dibini tutturma..
gerçi yaksan da severdim seni de sel'i de.. yemeğini de..

atalet..
ps.. selin bilinmeyen bi kardeşi kuzaeni açığa çıkmadı di mi hala..
tühhhh..

.. dedi ki...

ataletimm,
işin aslı ne biliyor musun:
bırak kuzeni kardeşi, sel'in kendisinin kopyası olsa almazsın kızına aslında. öyle sinir bozucu bazen. ha, beni de herkes çekmez o da ayrı.
ama sen sev.
8)

üçtemmuz dedi ki...

şubatın altını ısıt...ocağı boşver. geçti gitti. burdayım, yazmasam da burdayım.

üçtemmuz dedi ki...

tatlımmmmmmmmmmmmmmmmmmm...:)hdi bana gülümse.

.. dedi ki...

ünsümmmm....
gülümserim de öperim de sarılırım da ben sana.