'daydım.
birazcık yüzdüm geldim.
zaten hepi topu 3-4 gün işte.
evet sel ile gittim.
vladimir müsait değilmiş 8P
ama antalyada gördüğüm her rus vatandaşına viloş'u sordum.
sel'le de paylaştım tabi bu hissiyatımı
e insan kocasından bişey saklamamalı tabi.
o da "sen mutlu olacaksan aradan çekilirim" dedi sağolsun.
eklemeden geçmedi "ama sen 15 sene sonra vladimir'in tekerlekli sandalyesini iterken, ben hala 20'lik çıtırları tavlayabilitesi olan biri olabilirim"
peeeh...
phaselis'e gittik.
sel kayalıklardan girmeye çalışırken ayağını kesti.
ben deniz yatağının üstünde geçmiştim o tehlikeli kısmı, bana bişey olmadı 8)
deniz yatağı faideli bi icat.
akvaryum gibi, aşağıya baka baka gidiyorsun şeffaf başlık kısmından.
binen için eğlenceli ama izleyenler için de eğlenceli sanırım.
zira gerek yatağa çıkmaya çalışırken, gerekse yatakta ters dönmeye çalışırkenki denge bulma çabası esnasında kişi epey maskara oluyor.
ha bi de bikininin üstünün epey sağlam olması gerek.
niye?
ben bi ara deniz yatağında debelenirken sel ilerden
-saklambaaaç..saklambaaaaaçç.... yakan, yakan... hiiişş... yakanı düzeeeelltt diye bağırıyordu.
yakalı bişey giymediğimden olsa gerek üstüme alınmadım.
meğer benim bikini üstü sıyrılmış, onu kastediyormuş.
ayol yaka ne! diye çıkıştım.
dekolte bi bluz giyersin de adam yakana dikkat et der, tamam.
bikini üstünün yakası mı olur 8))))
-e ne deseydim elalemin içinde? dedi
-alooo saklambaç, memeler ayan beyan oldu diye bağırsaydın, hemencecik düzeltirdim, hem de gülecem diye boğulayazmazdım dedim.
neyse.
gittik geldik işte.
devamını bayramda yüzerim inşallah.
-bak zaten doğru dürüst tatil yapamadık, bayram devamı alırım 3 gün daha izin, atarım kendimi yine denize dedim.
-iyi bakarız, dedi.
tabi bayrama ulaşabilmek için arada ramazanı geçirmek lazım.
ay o kısma hiç girmiyorum.
çok gözümde büyüyor oruç bu sene.
du bakali.
şimdi bi ziyarete çıkayım ben müsadenizle.
özledim yav 8)
13 Ağustos 2009 Perşembe
açık konuşayım.. 22 yaş farkı bana uyar.
çünkü neden?
baktım adam 52 doğumluymuş.
7 ekim.
bi de terazi burcu yani.
valla bence çok çekici.
yok yakışıklı değil belki ama
karizmatik.
açık konuşayım, bu durumda 22 yaş farka fark demem ben.
gelse bana yazılsa
ilan-ı aşk etse...
da! derim.
o kadar rusça biliyorum 8)
vladimir'i diyorum.
putin'i.
22 yaş bana uyar.
varım diyoooorrrr....
8))))

12 Ağustos 2009 Çarşamba
ee...daha daha nasılsınız?
çünkü yazacak lafım yok yine. 
ama yazmayınca özlüyorum.
o zaman...
bahçeye bi kedi daha yamandı. ufaklık bişey. bir parmak boynu var. leopar desenli bi oğlan. pek şirin.
mevcut kız kedi biraz bozuldu gibi.
oda arkadaşlarımdan birinin sürekli olarak birileriyle toplantı yapıyor olması ve en fazla 3 kelimede bir "tamam mı" demesi feci bişey. eğer konuşan kendi değilse, karşıdakinin konuşmasının arasına girip "tamam mı" diyor. o derece!
geldiğimden beri istanbuldan aldığım öte beriyi giyiyorum. her biri iltfat topluyor. "1.5 yetale kreasyonu" diye ilan ettim kızlara. anacım 1.5 liraya alıp giyip de bakan gözlerde ışıltı görmek bi güzel ki anlatamam. sel de istanbul sana yaramış dedi 8)
sel diyince: mutfaktaki yazı tahtasına 4 yuvarlak çizip içine nokta koymuş, altına da bir sırıtan ağız şekli. dur bak şöyle bişey:

altına da
yolunu 4 gözle bekliyorum diye yazmış.
gördükçe sinirim bozuluyor gülüyorum.
ayıp olmasın diye silmediydim de,
ama çok korkunç yav, canavar gibi bişey 8)
dün akşam kardiş ve kısçe ile yemek yedik.
ilk misafirleri olduk yani.
gelin de yemek yiyelim diye çağırdılar.
babam, sel, kardiş, ben, kısçe.
rakı-balık yaptık.
evlerinde ilk yemek şerefine ve mutluluk daim olsun diye kadeh çarpıştırdık.
düğün dedikodusu yaptık.
vay beeee 8)) bu günleri de gördük ya..
şu 1.5 yetale kreasyonum var ya, bugün giydiğim şeyin yakasının içinden fil geçermiş. toparlayamıyorum. tamam bi omzu düşürdük ama sırt zaten bel çukuruma indi neredeyse. öf!
öğlen oldu gideyim de biraz kitap okuyayım bari. burada bi atraksiyon yok 8)
perma mı yaptısam ki? (biri perma yaptırmış burdan, kızceğize de hiç yakışmamış allah sizi inandırsın. zaten saç pek uzun değilmiş, hepten toparlanmış, rengi de pis ve yanık bi bakır. ama durup durup kendini seyrediyor cam yansımasında. o kendini seyrederken farkında olmayarak direk bana bakıyor ya, ben de onu seyrediyorum. demek ki beğenmiş yeni tipini. bu bile perma yaptırmış olmasını haklı çıkartır.)
sel'e sordum geçen, platin sarı yap, kestir dedi. manyak mı ne!
gideyim de üç lokma bişey yiyip, biraz da kitap okuyayım.
hiç çekinmem, muah diye öper giderim.
13:50
eklemesem olmaz 8)
çay almaya mutfağa gittim, mutfak kalabalık kenarda durdum biraz boşalsın diye.
bir çocukceğiz-ki kendisi herhalde 2 sene önce falandı bana gelip "söylemeden geçemiycem artık, 26 yaşındayım hayatımda sizin kadar güzel giyinen birini görmedim" deyü şahane bi iltifat etmişti.
çocukceğiz hayatında anasından başka bi beni mi gördü diye gıcık bir düşünceye kapılmamış, ne tip ortamlarda yetişmiş diye paranoya yapmamış, büyük bir memnuniyetle kabul etmiştim abartı iltifatını.
hah işte o çocuk.
beni kenarda beklerken görünce:
"harikasınız yine yalnız! geçen sene, bu sene, hep harikasınız her gün" dedi.
ah anam yaaaa... bu şimdi 28 de olmuştur. 8)
demek ki 1.5 yetale'lik siyah yazılı beyaz tuniğim
siyah taytım
siyah beyaz kalın halka bileziklerim
ve kıpkırmızı rujum
beni çıtır çocuklar liginde hayatta tutabiliyor
hahahaayy...
ama sel duymasın rica ediciim.
8)
10 Ağustos 2009 Pazartesi
4 Ağustos 2009 Salı
mola
ay üf kaçıyorum ben biraz..
kardişle kısçe erdi muradına, biz çıktık kerevetine ya,
kerevet rahat geldi, oturduk kaldık farkındaysanız.
ne bi yazı, ne macera, ne bi olay, ne bi laf.
millet tatilini bitirdi geldi neredeyse biz daha hayal faslına bile geçemedik.
eeehh.
kaçıyom ben.
sel'i burda babama bırakıyorum emanet.
babamı da çerçey kızıma.
annemle ben kaçıyoruz azıcık.
zaten pazara dönücem.
öyle uzağa kaçmıyorum yani de...
olsun.
bilin diye 8)
öpiym bi de.
(giderayak kafiye de yaptım bak, kıymetimi bil.)
kardişle kısçe erdi muradına, biz çıktık kerevetine ya,
kerevet rahat geldi, oturduk kaldık farkındaysanız.
ne bi yazı, ne macera, ne bi olay, ne bi laf.
millet tatilini bitirdi geldi neredeyse biz daha hayal faslına bile geçemedik.
eeehh.
kaçıyom ben.
sel'i burda babama bırakıyorum emanet.
babamı da çerçey kızıma.
annemle ben kaçıyoruz azıcık.
zaten pazara dönücem.
öyle uzağa kaçmıyorum yani de...
olsun.
bilin diye 8)
öpiym bi de.
(giderayak kafiye de yaptım bak, kıymetimi bil.)
30 Temmuz 2009 Perşembe
son bölüm
Artık eğlenebilirim 8)
Arkadaşlarımın durduğu bistro masaya geçiyorum.
Ağzım dilim kurumuş, içecek bişeyler alıyorum.
Müzik tarzı değişiyor.
Sırada tebrikleşme faslında çalınmasını arzu ettikleri eski 45’likler türünden parçalar var.
Bunlarla oynanmaz mı, oynanır elbet.
Dedim ya, arkadaşlarımın durduğu masadayım, bi kız arkadaşım ve ben yerimizde oynayıp duruyoruz şarkılara eşlik ederek.
Sel hala bişeylerin peşinde, neyin peşinde bilmiyorum.
Kim bişey istese ona gidiyor.
Arkadaşlarımdan erkek olanı: uzun ya, en önce o görünüyor, diyor.
Sel düğün süresince kısalmayacağına göre, pek yan yana takılamayacağız demektir.
Nitekim birkaç dakika sonra karka’lardan biri geliyor:
-saklambaç! Ya bu kısçe’nin çantası falan yok mu, takılar nereye konacak?
-vaaar diyorum. Yani vardı, nerde bilmem ki. Sel’e sorsana?
Ne alaka deme okuyucu, kısçe’nin gelin çantasını sel bulup getiriyor 8)
Gelin ve damat etrafta bulduklarını öpüp, tebrikleşme faslında.
Etrafta ilk etapta hep arkadaşlar olduğunu da hatırlatıyorum.
Zira, nikahtan 1 saat kadar sonra annem söyleniyordu:
-e biz öpüşmedik, bu şeyleri ne zaman taksak ki? 8)
Keyfim yerinde. Arada bir masadan uzaklaşıp bi kısım tanıdıkların yanına gidiyorum, iltifatları topluyorum (valla ayıptır söylemesi biri “masaldan çıkmış prenses gibisin” dedi. Bunu buraya kaydetmeyeyim de ne yapayım. İnsan allahın günü böyle iltifat toplamıyor malesef! )
Oynaya oynaya yürüyerek yine arkadaşların masasına geliyorum.
Ooo.. süper dedikodu dönüyor 8)
Arkadaşlarım bir çifte takılmış.Hani kardişin süpriz yapıp gelen yakışıklı arkadaşı vardı ya, ona.
Ona ve karısına.
Diyorlar ki:-şu çift aşırı aşık birbirine.
-evet, yeni evliler diyorum.
-Neeeaaaa.. evliler mi!! inanmam.
-valla evliler.
-vay bee... kız nasıl tavlamış o çocuğu? Gerçi güzel kız ama..
Arkadaşlarımın erkek olanı çocukta bi eksik olduğu, olması gerektiği konusunda ısrarlı.
-kız zengin, çocuk orta direk mi?
-yok valla, kızı bilmem de, çocuk çok zengin.
-hadi bee.. salak mı?
-yooo.. kardişin üniversiteden arkadaşı. Kafalı bi çocuk.
-alla allaaaa.. iş güç?
-çok karizmatik. Fısır fısır..
-e yok artık. Nası yaaa!
Erkek arkadaşım:
-hepsini geç, sadece o gözler bende olsa, hayatta da evlenmem kimseyle. kime baksa tavlar yahu, şahane gözleri var.
-valla şekerim durum bu. Çocuk aha da bu, ve evli işte!
-çok gösterişli bi çift. Pes diyorum!
Eğleniyorum.
Az önce haklarında konuştuğumuz çiftin yanına gidiyorum:
-saklambaç! Sen karımı ilk görüyorsun, nasıl güzel mi?
-çooook güzel.
-bak yaa! Kızım sen erkek tarafısın, eh sana layık değil ama.. falan desene 8)
Gülüyoruz, hoplaya zıplaya başka masaya geçmek üzereyim, ortalıkta durup oynayan gruba katılıyorum.
Babamın kuzenlerinden birinin kızı, kucağında bebeği ile oynuyor, aynı yaşlardayız.
-ne yani, bebek yaptık diye oynamayacak mıyız şekerim? ooh ohhhh....
-he valla, ooohhhhh..
-yalnız saklambacım, sana benden tavsiye, gez dolaş eğlen yapacağın her şeyi yap, bebek sonra. Hadi madi diyenlere hiiiç aldanma, oohhh..
-hay ağzına sağlık! -tabi tabi.. oohh. Laralay lay, laralaylom....
Oynuyorum.
Her şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyorum.
Derken, fundam, annem, kuzen çocukları vs. herkes doluşuyor.
Gelin damat öpüş koklaş faslında,
Erkek tarafının bilcümle hatunları ortada kıvırıyor.
Yanımızdan geçerken 2 omuz sallayıp, kıvırarak geçiyor kısçe’cim.
Hadi bitsin bu fasıl da, esas eller havaya şarkılarına geçelim.
Ve bitiyor.
Şimdi pist tıkabasa.
Kardiş ve kankaları acayip danslarını yapıyorlar.
Ay bu çocuklar çok yaşasın! Her düğüne lazım bunlardan.
Kardiş yanıma geliyor
-şunu bi çıkar yaaa..
Ceketi zaten çıkartmış, papyonu sökmeye çalışıyor.
Biraz uğraşıp çıkartıyorum.
Elimde papyon bi yarım saat onu sallaya sallaya oynuyorum.Sonra sel’i görüp onun cebine atıyorum.......
Her hareketi, her kahkahayı, şımarmayı, içilenleri, yenilenleri.....Yazmıyım dimi canım okuyucum.
Zaten eğlenmeye geçtikten sonrasını, öncesi kadar net hatırlamıyorum.
Yok canııım, sarhoş falan olmadım.
Olmazdım, olamazdım.
Her saniyesini hatırlamak istediğim bir akşamdı.
Bir süre sonra elimize bir mikrofon geçti.
Zaten çoşuk durumdaydık, iyice çoştuk.
Sahne platformu üzerinde 4-5 kişi sürekli şarkı söylüyor,
Mikrofonu biri bırakıyor, biri alıyor.
Çok ama çook eğlendik.
De,
Haliyle,
bu kadar eğlenirken, gelinle damatla klasik bir tebrikleşme yaşamadığımızdan,
Resim çektirmemişiz!
Vallaha yok.
biz çektirmedik, saklambaç ortada kıvırıyordu, sel sürekli dolaşıyordu.
annemler de çektirmedi, e annem de ortada oynayıp duruyordu.
Oynamadığı zamanlarda da muhtemelen misafirlerle laflıyordu.
Klasik biçimde hiç yan yana gelememişiz dolayısıyla.
Gelin damatla tek resmim çok da alakalı olmayan devşirme bir grup içersinde sırıtırken, onda da sel yok zaten 8)) kim bilir neyin peşindeydi.
Efendiiiimmm....
Düğün bu yaz yaz bitmez tabi.
Frank Sinatra’lardan, rakkas geldi meydaneee’lere....
Queen’den hadi hadi hadiiii’ye uzanan bir yelpazede
Kah dans ettik, dans soytardık.
Bi ara kısçe’yi nikah masasında otururken buldum.
-ayaklar gitti di mi?
-yok aslında ayaklarım iyi de, midem kötü yaaa..
-yedin mi bişeyler.
-pek yemedim.
-içtin mi?
-çok az. Masada nikah sırasından kalan şampanya kadehi vardı, onu içtim şimdi 8)
-yiyecek bulayım sana.
-yok yiyemem ki.
Ama keşke yeseydi.
Bir süre sonra- ki muhtemelen ayrılmakta olan bir grupla mı vedalaşıyorduk bilmiyorum- kulağıma çalındı:
-gelin bayıldııııı
-neeeaaaa!!!!!
Kalabalığın toplandığı yere yürüdüm, yürüdük, kısçeyi birleştirilmiş sandalyelerde yatarken buldum.
Bizimkiler ve kendi annebabaabi grubu başında.
Kısçe baygın değil zaten, kendinde ama renk gitmiş.
Kardiş gayetle sakin
Ve fakat babası kısçe’den beter...........
Tamam tamam sakin.
Kısçe biraz ekmek falan yedi, kendine geldi.
Saat 12 civarıydı.
Daha 2-3 saat hoplar zıplarız diye planlarken, kısçe’ciğimin beti benzi atmış haline bakınca, e artık dağılalım dedik.
Zengin kalkışı yaptık!
Birden kalktık.
Uygun olsun, birden bitireyim.
Ayaklarım 15 cm platformlu ayakkabılar içinde “hiişş..aloooo” demeye başlamışken, “taaam yaaa” dedim bende.
Dinlenin artık.
dinlenelim artık
8)
not 1:
hayatımın unutulmaz günlerinden biriydi.
yıllar yıllar sonra da hatırlanacak, önemli tarihlerden biriydi 25 temmuz.
kardiş ve kısçe için özel bir hediye almadık biz.
beraber yaptığımız herşeyden daha özel bi hediye yoktu zaten.
bir kart aldık.
çok güzel bir kart.
yazdım içine.
ne hissettiğimi;
yıllar sonra hatıra olacak olan o tarihin o an için "şimdi" demek olduğunu ve bunu bilerek her saniyeyi coşkuyla yaşamamız gerektiğini.
ikisini de çok, çok sevdiğimi ve birbirlerini seçmiş oldukları için teşekkür etmek istediğimi.
yazdım.
kardiş kartı düğünden bir gece önceki o keyifli gecede okudu. sarıldık.
kısçe düğünün ertesi günü okuyabildi. okurken akmaya başlayan gözyaşları benimkileri de tetikledi. eni konu ağlayacaktık ki, toparlandık 8)
(çok duygusal bu kısçe'cim yaa, kıyamam!)
not 2:
düğündü işte, gittik eğlendik geldik nihayetinde ama neden bu kadar uzun uzun yazdım biliyor musunuz?
şimdi değil belki ama, seneler, seneler sonra, resimler kadar önemli olacak çünkü bu satırlar.
ve ben kaçırmak istemedim.
samimiyetle öperim canım sizi.
hepinizi.

merdiven tepesindeki saklambaç. düğün sonu
Arkadaşlarımın durduğu bistro masaya geçiyorum.
Ağzım dilim kurumuş, içecek bişeyler alıyorum.
Müzik tarzı değişiyor.
Sırada tebrikleşme faslında çalınmasını arzu ettikleri eski 45’likler türünden parçalar var.
Bunlarla oynanmaz mı, oynanır elbet.
Dedim ya, arkadaşlarımın durduğu masadayım, bi kız arkadaşım ve ben yerimizde oynayıp duruyoruz şarkılara eşlik ederek.
Sel hala bişeylerin peşinde, neyin peşinde bilmiyorum.
Kim bişey istese ona gidiyor.
Arkadaşlarımdan erkek olanı: uzun ya, en önce o görünüyor, diyor.
Sel düğün süresince kısalmayacağına göre, pek yan yana takılamayacağız demektir.
Nitekim birkaç dakika sonra karka’lardan biri geliyor:
-saklambaç! Ya bu kısçe’nin çantası falan yok mu, takılar nereye konacak?
-vaaar diyorum. Yani vardı, nerde bilmem ki. Sel’e sorsana?
Ne alaka deme okuyucu, kısçe’nin gelin çantasını sel bulup getiriyor 8)
Gelin ve damat etrafta bulduklarını öpüp, tebrikleşme faslında.
Etrafta ilk etapta hep arkadaşlar olduğunu da hatırlatıyorum.
Zira, nikahtan 1 saat kadar sonra annem söyleniyordu:
-e biz öpüşmedik, bu şeyleri ne zaman taksak ki? 8)
Keyfim yerinde. Arada bir masadan uzaklaşıp bi kısım tanıdıkların yanına gidiyorum, iltifatları topluyorum (valla ayıptır söylemesi biri “masaldan çıkmış prenses gibisin” dedi. Bunu buraya kaydetmeyeyim de ne yapayım. İnsan allahın günü böyle iltifat toplamıyor malesef! )
Oynaya oynaya yürüyerek yine arkadaşların masasına geliyorum.
Ooo.. süper dedikodu dönüyor 8)
Arkadaşlarım bir çifte takılmış.Hani kardişin süpriz yapıp gelen yakışıklı arkadaşı vardı ya, ona.
Ona ve karısına.
Diyorlar ki:-şu çift aşırı aşık birbirine.
-evet, yeni evliler diyorum.
-Neeeaaaa.. evliler mi!! inanmam.
-valla evliler.
-vay bee... kız nasıl tavlamış o çocuğu? Gerçi güzel kız ama..
Arkadaşlarımın erkek olanı çocukta bi eksik olduğu, olması gerektiği konusunda ısrarlı.
-kız zengin, çocuk orta direk mi?
-yok valla, kızı bilmem de, çocuk çok zengin.
-hadi bee.. salak mı?
-yooo.. kardişin üniversiteden arkadaşı. Kafalı bi çocuk.
-alla allaaaa.. iş güç?
-çok karizmatik. Fısır fısır..
-e yok artık. Nası yaaa!
Erkek arkadaşım:
-hepsini geç, sadece o gözler bende olsa, hayatta da evlenmem kimseyle. kime baksa tavlar yahu, şahane gözleri var.
-valla şekerim durum bu. Çocuk aha da bu, ve evli işte!
-çok gösterişli bi çift. Pes diyorum!
Eğleniyorum.
Az önce haklarında konuştuğumuz çiftin yanına gidiyorum:
-saklambaç! Sen karımı ilk görüyorsun, nasıl güzel mi?
-çooook güzel.
-bak yaa! Kızım sen erkek tarafısın, eh sana layık değil ama.. falan desene 8)
Gülüyoruz, hoplaya zıplaya başka masaya geçmek üzereyim, ortalıkta durup oynayan gruba katılıyorum.
Babamın kuzenlerinden birinin kızı, kucağında bebeği ile oynuyor, aynı yaşlardayız.
-ne yani, bebek yaptık diye oynamayacak mıyız şekerim? ooh ohhhh....
-he valla, ooohhhhh..
-yalnız saklambacım, sana benden tavsiye, gez dolaş eğlen yapacağın her şeyi yap, bebek sonra. Hadi madi diyenlere hiiiç aldanma, oohhh..
-hay ağzına sağlık! -tabi tabi.. oohh. Laralay lay, laralaylom....
Oynuyorum.
Her şarkıya bağıra bağıra eşlik ediyorum.
Derken, fundam, annem, kuzen çocukları vs. herkes doluşuyor.
Gelin damat öpüş koklaş faslında,
Erkek tarafının bilcümle hatunları ortada kıvırıyor.
Yanımızdan geçerken 2 omuz sallayıp, kıvırarak geçiyor kısçe’cim.
Hadi bitsin bu fasıl da, esas eller havaya şarkılarına geçelim.
Ve bitiyor.
Şimdi pist tıkabasa.
Kardiş ve kankaları acayip danslarını yapıyorlar.
Ay bu çocuklar çok yaşasın! Her düğüne lazım bunlardan.
Kardiş yanıma geliyor
-şunu bi çıkar yaaa..
Ceketi zaten çıkartmış, papyonu sökmeye çalışıyor.
Biraz uğraşıp çıkartıyorum.
Elimde papyon bi yarım saat onu sallaya sallaya oynuyorum.Sonra sel’i görüp onun cebine atıyorum.......
Her hareketi, her kahkahayı, şımarmayı, içilenleri, yenilenleri.....Yazmıyım dimi canım okuyucum.
Zaten eğlenmeye geçtikten sonrasını, öncesi kadar net hatırlamıyorum.
Yok canııım, sarhoş falan olmadım.
Olmazdım, olamazdım.
Her saniyesini hatırlamak istediğim bir akşamdı.
Bir süre sonra elimize bir mikrofon geçti.
Zaten çoşuk durumdaydık, iyice çoştuk.
Sahne platformu üzerinde 4-5 kişi sürekli şarkı söylüyor,
Mikrofonu biri bırakıyor, biri alıyor.
Çok ama çook eğlendik.
De,
Haliyle,
bu kadar eğlenirken, gelinle damatla klasik bir tebrikleşme yaşamadığımızdan,
Resim çektirmemişiz!
Vallaha yok.
biz çektirmedik, saklambaç ortada kıvırıyordu, sel sürekli dolaşıyordu.
annemler de çektirmedi, e annem de ortada oynayıp duruyordu.
Oynamadığı zamanlarda da muhtemelen misafirlerle laflıyordu.
Klasik biçimde hiç yan yana gelememişiz dolayısıyla.
Gelin damatla tek resmim çok da alakalı olmayan devşirme bir grup içersinde sırıtırken, onda da sel yok zaten 8)) kim bilir neyin peşindeydi.
Efendiiiimmm....
Düğün bu yaz yaz bitmez tabi.
Frank Sinatra’lardan, rakkas geldi meydaneee’lere....
Queen’den hadi hadi hadiiii’ye uzanan bir yelpazede
Kah dans ettik, dans soytardık.
Bi ara kısçe’yi nikah masasında otururken buldum.
-ayaklar gitti di mi?
-yok aslında ayaklarım iyi de, midem kötü yaaa..
-yedin mi bişeyler.
-pek yemedim.
-içtin mi?
-çok az. Masada nikah sırasından kalan şampanya kadehi vardı, onu içtim şimdi 8)
-yiyecek bulayım sana.
-yok yiyemem ki.
Ama keşke yeseydi.
Bir süre sonra- ki muhtemelen ayrılmakta olan bir grupla mı vedalaşıyorduk bilmiyorum- kulağıma çalındı:
-gelin bayıldııııı
-neeeaaaa!!!!!
Kalabalığın toplandığı yere yürüdüm, yürüdük, kısçeyi birleştirilmiş sandalyelerde yatarken buldum.
Bizimkiler ve kendi annebabaabi grubu başında.
Kısçe baygın değil zaten, kendinde ama renk gitmiş.
Kardiş gayetle sakin
Ve fakat babası kısçe’den beter...........
Tamam tamam sakin.
Kısçe biraz ekmek falan yedi, kendine geldi.
Saat 12 civarıydı.
Daha 2-3 saat hoplar zıplarız diye planlarken, kısçe’ciğimin beti benzi atmış haline bakınca, e artık dağılalım dedik.
Zengin kalkışı yaptık!
Birden kalktık.
Uygun olsun, birden bitireyim.
Ayaklarım 15 cm platformlu ayakkabılar içinde “hiişş..aloooo” demeye başlamışken, “taaam yaaa” dedim bende.
Dinlenin artık.
dinlenelim artık
8)
not 1:
hayatımın unutulmaz günlerinden biriydi.
yıllar yıllar sonra da hatırlanacak, önemli tarihlerden biriydi 25 temmuz.
kardiş ve kısçe için özel bir hediye almadık biz.
beraber yaptığımız herşeyden daha özel bi hediye yoktu zaten.
bir kart aldık.
çok güzel bir kart.
yazdım içine.
ne hissettiğimi;
yıllar sonra hatıra olacak olan o tarihin o an için "şimdi" demek olduğunu ve bunu bilerek her saniyeyi coşkuyla yaşamamız gerektiğini.
ikisini de çok, çok sevdiğimi ve birbirlerini seçmiş oldukları için teşekkür etmek istediğimi.
yazdım.
kardiş kartı düğünden bir gece önceki o keyifli gecede okudu. sarıldık.
kısçe düğünün ertesi günü okuyabildi. okurken akmaya başlayan gözyaşları benimkileri de tetikledi. eni konu ağlayacaktık ki, toparlandık 8)
(çok duygusal bu kısçe'cim yaa, kıyamam!)
not 2:
düğündü işte, gittik eğlendik geldik nihayetinde ama neden bu kadar uzun uzun yazdım biliyor musunuz?
şimdi değil belki ama, seneler, seneler sonra, resimler kadar önemli olacak çünkü bu satırlar.
ve ben kaçırmak istemedim.
samimiyetle öperim canım sizi.
hepinizi.

merdiven tepesindeki saklambaç. düğün sonu
29 Temmuz 2009 Çarşamba
Bölüm 2...
Mekana dışardan merdivenle çıkılıyor.
Ayakkabılarımın topukları 10 küsur santim ki o kadar küsur kadı kızında olmaz inanın (alper, olmaz di mi 8))
Etek yerlerde, arkası epey gerilerde.
Çıktık.
Bir kısım insan var, kimini tanıyorum, kimini tanımıyorum.
Tuhaf bir durummuş bu ev sahibi olma durumu.
Sanki tanıdığın tanımadığın herkesle, tanışıyormuş gibi davranmak durumundasın.
Hoşgeldiniiiiiizz.....
Merhaba, buyrun lütfen!
Tanımadıklar kibarca gülümseyip geçiyorlar.
Tanıdıklarla öpüşme sarılışma iltifatlaşma faslı.
8)
Salon dolmaya başladığında nikah saati gelmişti.
Nikah saati gelmişti de, gelin damat henüz yoktu.
Resim çekimi uzamış.
Birkaç resim stüdyoda çekmişler, biraz da dışarda, çayırda çimende.
Fotoğrafçı şöyle yap böyle yapma dedikçe kardiş sinirlenmiş.
-ne gerilim veriyon yaa, diye çıkışmış adama. (gerilim veren kendisi, haberi yok)
Kısçe elindeki çiçeğe bakmaktan şaşı olmuş, kardiş abuk pozlar vermemekte direnmiş.
E haliyle uzamış biraz.
Uzamış uzamasına da, bu planlardan sapma demek.
Dj (kuzen sayılır bizim, halamın torunu. Ama akıl 10 karış havada bi çocuk, eski bi yazıda şikayetlendiğimi hatırlıyorum. Annesini çok küçükken kaybedip, sonra gerzek babasının yanında amerikada heba oluş bi çocuk bu) hasta!
Olabilecek, çıkabilecek tüm aksilikleri önlemek için milyon kere kontrol et her şeyi, ama çocuk hasta olsun!
Zaten geç kaldı.
Müzik çoktan başlamış olmalıydı, bizimki penisilin iğnesi olup geldiğinde.
Ayakta zor duruyor yavrum, ter içinde.
Neyse, bi şekil idare edilecek artık diye sakinleştirme gayretindeyim kendimi.
Her şey planlı zaten, insiyatif gerektirecek bi durum bırakmadık.
Nikah öncesi kokteyl girişinde çalınacak müzikler belli.
Giriş müziği belli
İlk dans belli.
Tebrikleşme faslı sırasında çalınacaklar hazır.
Vur patlasın çal oynasınlar tamam.
Di mi...
Kontrollü yani herşey.
Ben bi oraya gidip gelenlerle laflıyorum
Bakıyorum kapı boş kalmış oraya seğirtiyorum
Bakıyorum merdivenden çıkanları tanımıyorum, hiç çaktırmadan uzaklaşıyorum
bakıyorum.....aha!
len eteğimin arkası, yerde sürünen kısımda ufak bir yırtık, topuk oraya bi girerse uçarım. Arkada sökülen uç kısmı kopartıyorum.
Bakıyorum..saate.
Az kaldı.
Ne zaman geleceksiniz diye kardişi arıyorum, açmıyor.
Gözüm karkalarda.
Onlardan çıkış için haber bekliyorum.
Diyorlar ki 3-5 dakika sonra gelecekler
Tamam.
Tamam da,
Dj geliyor yanıma:
-Ablaaa...giriş müziği yok!
-neeeaaaaaaa!!!!!! nası yok?
-yok abla, bilmiyom, abimler yazıp verdiler bana müzikleri ama hangisinin giriş müziği olduğu yanında yazmıyor, sen biliyo musun?
Allahım ter bastı.
Kısçe milyon kere dedi ki, çok önemli değil bir şeylerin çalış sırası zaten, girişte, dansta sorun çıkmasın da!!!
Giriş müziği yok!!!!
Karnımda uçuşan kelebekler, son nefeslerini de verip öldü galiba.
Bi fenalaştım.
Koştum dj masasına.
Kağıtlar, cd’ler...
Baktım kısçenin yazısı ile bir liste.
Giriş müziği: şu cd, 7 numaralı parça!
Şükürler olsun.
Cd’ler içinde o cd’yi de buldum.
“Yavrucum, bu cd. 7 numara. Aman diyim, gözünü seveyim, gözün karka’da olsun, merdiven başından işareti çakınca, gir müziği”
Koştum merdiven başına.
İki gözümden biri aşağıda, biri yanda (olabiliyormuş evet 8))
Ellerim titriyor, midem yanıyor, nabzım arttı.
Hah!
Hah?
Anam!
Bizimkiler tam girecek onlardan önce, geciken bir gurup misafir işgal etmesin mi merdiveni.
Etmesindi ama etti.
Karka ile dj arasında da iletişim kopmasın mı?
Kopmasındı ama koptu!
Dj müziği çalmaya başlamasın mı!
Başlamasındııı... 8(
Misafirler sırıta sırıta kapıda hoş bulduk demesin mi.
Sel nerdeeeeeee!!!!
Len, müzik sus!
Başlamış müzik susar mı, susmaz.
Dj devam ediyor
Karka eliyle boğazını kesiyor
Ben dj’e koşmak üzereyken gözüm karkaya gidiyor
Karka devam diyor
Müzik devam
Müzik devam çocuklar yok.
Misafirler anlamsız bir halde.
Derkeeeen..
Karkalardan istanbul’dan geleni eline mikrofonu alıyor
“Sevgili misafirlerimiz.......”
Len resmen anonsa geçti çocuk zira müziğin etkisi azaldı, dikkat çekmek lazım.
Derken diğer kankalar elleri patlatırcasına alkışa başlıyor
Bizimkiler merdivenin ortasında duruyor.
Koşturma durumundayım da
Nereye ve niye koşuyorum bilmiyorum.
Alkışlıyorum,
Kolumdaki fotoğraf makinası oraya buraya çarpıyor
Anam! Makina! Resim.
Hemen resim çekmeye girişiyorum.
Çocuklar salona intikal etti.
Alkış kıyamet gırla gidiyor.
Kısçe galiba nefes alamıyor
Kardişin de gözbebekleri helezon olmuş, 8)
Transta gibi sürekli sırıtıyor.
Masaya geçip oturdular.
Nikah memuresi geldi.
Sonra kısçenin amcası
Sonra fundam.
Şahitler.
Falan filan filan,vıdı vıdı şudur budur derken..
Sen kısçe hanım, bu kardiş beyi eşin olarak kabul ediyor musun?
-EVEEET!
Böhüüüüü..... gözlerime bişeyler kaçıyor.
Bi bana değil üstelik, kısçe dağıldı, hüngürdememek için kendini zor tutuyor (sonradan öğrendim. Evet der demez annesiyle göz göze gelmişler, annesi ağlamaya başlamış. Kısçe naapsın, güzelim benim, salmış gözyaşları)
Sen kardiş bey, kısçe hanımı eşin olarak kabul ediyor musun?
-EVEEETT!
Hüngüürrrrrr... yok daha duramam ben, içimdeki ağlak saklambaç gözlerimden kaçmak için zorluyor, tutamıyciim, içim şişti, gözüm dursa burnumun direğinden çıkacak yaşlar galiba, sızlıyor. Ağlıyciim...
-ŞAKŞAKŞAKŞAKŞAKŞAK.......BRAVOOO, SAK ŞAKKK.......
Şampanya patlıyor.
Benim Cuma gecesinden hazırladığım 2 şampanya kadehi sel’in elinde masaya geliyor.
Kadehlerden birinde papyon, gömlek, düğme var. Smokinli kadeh
Birinde tüller, inciler, gelinlikli kadeh.
Kardiş dikip içiyor:
-Ziyan olmasın!
Tebrik mebrik ayağa kalkıyorlar, hasta dj müziği giriyor.
İlk dans müziği 5 dakikanın üzerinde.
Birkaç dakika sonra kardiş yanına çağırıyor resim çekme telaşındaki beni:
-ya kessin müziği çok uzun bu, dönüp durmayalım.
Koşuyorum dj’e.
Kes kes, bitirsinler, diğer dans müziklerini gir.
Değiştiriyor.
Oh.
Giriş tamam, ilk dans tamam.
Bitti telaşım.
Sel geliyor, dans ediyoruz.
Ortada diğer çiftler de var artık.
Eğlence başlayabilir benim için.
Kovuyorum saatlerdir karnımda midemi kemiren kelebekleri.
Artık eğlenebilirim.
Devamı sonra (e haliyle...)
Ayakkabılarımın topukları 10 küsur santim ki o kadar küsur kadı kızında olmaz inanın (alper, olmaz di mi 8))
Etek yerlerde, arkası epey gerilerde.
Çıktık.
Bir kısım insan var, kimini tanıyorum, kimini tanımıyorum.
Tuhaf bir durummuş bu ev sahibi olma durumu.
Sanki tanıdığın tanımadığın herkesle, tanışıyormuş gibi davranmak durumundasın.
Hoşgeldiniiiiiizz.....
Merhaba, buyrun lütfen!
Tanımadıklar kibarca gülümseyip geçiyorlar.
Tanıdıklarla öpüşme sarılışma iltifatlaşma faslı.
8)
Salon dolmaya başladığında nikah saati gelmişti.
Nikah saati gelmişti de, gelin damat henüz yoktu.
Resim çekimi uzamış.
Birkaç resim stüdyoda çekmişler, biraz da dışarda, çayırda çimende.
Fotoğrafçı şöyle yap böyle yapma dedikçe kardiş sinirlenmiş.
-ne gerilim veriyon yaa, diye çıkışmış adama. (gerilim veren kendisi, haberi yok)
Kısçe elindeki çiçeğe bakmaktan şaşı olmuş, kardiş abuk pozlar vermemekte direnmiş.
E haliyle uzamış biraz.
Uzamış uzamasına da, bu planlardan sapma demek.
Dj (kuzen sayılır bizim, halamın torunu. Ama akıl 10 karış havada bi çocuk, eski bi yazıda şikayetlendiğimi hatırlıyorum. Annesini çok küçükken kaybedip, sonra gerzek babasının yanında amerikada heba oluş bi çocuk bu) hasta!
Olabilecek, çıkabilecek tüm aksilikleri önlemek için milyon kere kontrol et her şeyi, ama çocuk hasta olsun!
Zaten geç kaldı.
Müzik çoktan başlamış olmalıydı, bizimki penisilin iğnesi olup geldiğinde.
Ayakta zor duruyor yavrum, ter içinde.
Neyse, bi şekil idare edilecek artık diye sakinleştirme gayretindeyim kendimi.
Her şey planlı zaten, insiyatif gerektirecek bi durum bırakmadık.
Nikah öncesi kokteyl girişinde çalınacak müzikler belli.
Giriş müziği belli
İlk dans belli.
Tebrikleşme faslı sırasında çalınacaklar hazır.
Vur patlasın çal oynasınlar tamam.
Di mi...
Kontrollü yani herşey.
Ben bi oraya gidip gelenlerle laflıyorum
Bakıyorum kapı boş kalmış oraya seğirtiyorum
Bakıyorum merdivenden çıkanları tanımıyorum, hiç çaktırmadan uzaklaşıyorum
bakıyorum.....aha!
len eteğimin arkası, yerde sürünen kısımda ufak bir yırtık, topuk oraya bi girerse uçarım. Arkada sökülen uç kısmı kopartıyorum.
Bakıyorum..saate.
Az kaldı.
Ne zaman geleceksiniz diye kardişi arıyorum, açmıyor.
Gözüm karkalarda.
Onlardan çıkış için haber bekliyorum.
Diyorlar ki 3-5 dakika sonra gelecekler
Tamam.
Tamam da,
Dj geliyor yanıma:
-Ablaaa...giriş müziği yok!
-neeeaaaaaaa!!!!!! nası yok?
-yok abla, bilmiyom, abimler yazıp verdiler bana müzikleri ama hangisinin giriş müziği olduğu yanında yazmıyor, sen biliyo musun?
Allahım ter bastı.
Kısçe milyon kere dedi ki, çok önemli değil bir şeylerin çalış sırası zaten, girişte, dansta sorun çıkmasın da!!!
Giriş müziği yok!!!!
Karnımda uçuşan kelebekler, son nefeslerini de verip öldü galiba.
Bi fenalaştım.
Koştum dj masasına.
Kağıtlar, cd’ler...
Baktım kısçenin yazısı ile bir liste.
Giriş müziği: şu cd, 7 numaralı parça!
Şükürler olsun.
Cd’ler içinde o cd’yi de buldum.
“Yavrucum, bu cd. 7 numara. Aman diyim, gözünü seveyim, gözün karka’da olsun, merdiven başından işareti çakınca, gir müziği”
Koştum merdiven başına.
İki gözümden biri aşağıda, biri yanda (olabiliyormuş evet 8))
Ellerim titriyor, midem yanıyor, nabzım arttı.
Hah!
Hah?
Anam!
Bizimkiler tam girecek onlardan önce, geciken bir gurup misafir işgal etmesin mi merdiveni.
Etmesindi ama etti.
Karka ile dj arasında da iletişim kopmasın mı?
Kopmasındı ama koptu!
Dj müziği çalmaya başlamasın mı!
Başlamasındııı... 8(
Misafirler sırıta sırıta kapıda hoş bulduk demesin mi.
Sel nerdeeeeeee!!!!
Len, müzik sus!
Başlamış müzik susar mı, susmaz.
Dj devam ediyor
Karka eliyle boğazını kesiyor
Ben dj’e koşmak üzereyken gözüm karkaya gidiyor
Karka devam diyor
Müzik devam
Müzik devam çocuklar yok.
Misafirler anlamsız bir halde.
Derkeeeen..
Karkalardan istanbul’dan geleni eline mikrofonu alıyor
“Sevgili misafirlerimiz.......”
Len resmen anonsa geçti çocuk zira müziğin etkisi azaldı, dikkat çekmek lazım.
Derken diğer kankalar elleri patlatırcasına alkışa başlıyor
Bizimkiler merdivenin ortasında duruyor.
Koşturma durumundayım da
Nereye ve niye koşuyorum bilmiyorum.
Alkışlıyorum,
Kolumdaki fotoğraf makinası oraya buraya çarpıyor
Anam! Makina! Resim.
Hemen resim çekmeye girişiyorum.
Çocuklar salona intikal etti.
Alkış kıyamet gırla gidiyor.
Kısçe galiba nefes alamıyor
Kardişin de gözbebekleri helezon olmuş, 8)
Transta gibi sürekli sırıtıyor.
Masaya geçip oturdular.
Nikah memuresi geldi.
Sonra kısçenin amcası
Sonra fundam.
Şahitler.
Falan filan filan,vıdı vıdı şudur budur derken..
Sen kısçe hanım, bu kardiş beyi eşin olarak kabul ediyor musun?
-EVEEET!
Böhüüüüü..... gözlerime bişeyler kaçıyor.
Bi bana değil üstelik, kısçe dağıldı, hüngürdememek için kendini zor tutuyor (sonradan öğrendim. Evet der demez annesiyle göz göze gelmişler, annesi ağlamaya başlamış. Kısçe naapsın, güzelim benim, salmış gözyaşları)
Sen kardiş bey, kısçe hanımı eşin olarak kabul ediyor musun?
-EVEEETT!
Hüngüürrrrrr... yok daha duramam ben, içimdeki ağlak saklambaç gözlerimden kaçmak için zorluyor, tutamıyciim, içim şişti, gözüm dursa burnumun direğinden çıkacak yaşlar galiba, sızlıyor. Ağlıyciim...
-ŞAKŞAKŞAKŞAKŞAKŞAK.......BRAVOOO, SAK ŞAKKK.......
Şampanya patlıyor.
Benim Cuma gecesinden hazırladığım 2 şampanya kadehi sel’in elinde masaya geliyor.
Kadehlerden birinde papyon, gömlek, düğme var. Smokinli kadeh
Birinde tüller, inciler, gelinlikli kadeh.
Kardiş dikip içiyor:
-Ziyan olmasın!
Tebrik mebrik ayağa kalkıyorlar, hasta dj müziği giriyor.
İlk dans müziği 5 dakikanın üzerinde.
Birkaç dakika sonra kardiş yanına çağırıyor resim çekme telaşındaki beni:
-ya kessin müziği çok uzun bu, dönüp durmayalım.
Koşuyorum dj’e.
Kes kes, bitirsinler, diğer dans müziklerini gir.
Değiştiriyor.
Oh.
Giriş tamam, ilk dans tamam.
Bitti telaşım.
Sel geliyor, dans ediyoruz.
Ortada diğer çiftler de var artık.
Eğlence başlayabilir benim için.
Kovuyorum saatlerdir karnımda midemi kemiren kelebekleri.
Artık eğlenebilirim.
Devamı sonra (e haliyle...)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)