kayıtlara geçirilsin lütfen:
kardişin düğüne 10 gün kala durum şu:
*annemlerin eve negatif enerji bombası atılmış gibi.
*herkes gergin, sebepsiz sıkkın, moralsiz, bıkkın.
*akşam iş çıkışı uğradım. kedi bile ölü yatışında, yüzüme bakmadı.
*kardiş geldi, esas adam olarak gerginlik en çok onun hakkı zaten, üstüne arabasında da bi dolu arıza çıktığından, ölmüş eşek kurttan korkmaz noktasına gelmiş.
*kısçe, ehliyeti kimlik olarak kullananlardan. kardiş ona çalıştırıyor. da, kısçe duran arabada vites değiştirme talimleri yaparken debriyaja basmadığından şanzıman mı ne işte, bozulmuş. masraf çok.
*babam suçu yine kardişte buldu, ne alaka?
*gidecektik, gidemedik, kardiş " n'olur la, kalın da beraber yiyelim işte" deyü yalvardı, kaldık.
*yemekte, annem kaynaklı yeni bir trip dalgası esti. sinirlendiği başka bir konuda bişey anlatırken küfürlü konuşan kardeşe müdahele edince, "tamam ya sabret işte, gidiyoz 10 gün sonra" lafını duyan annem en tribal ve laf sokucu ifadesiyle "ha yani terk ediyorsun artık bizi öyle mi" dedi. sen bundan bunu anlıyorsan bravo yani diyen kardiş kalktı sofradan.
*annem haksız olmasına rağmen mağdure bakışlarıyla bizden onay bekledi.
*haksızdı.
*sel kardişin odasına gitti, bi süre sonra da ben. konuş konuş dinle dinle. kardiş şişmiş.
*annem bi süre sonra geldi "neyse hadi ben yanlış anladım, özür dilerim" dedi.
*annemin "hadi" sözcüğünün "aslında öyle değil ya, öyle olsun bakalım" anlamına geldiğinin farkındaydık tabi, "o hadi onun annelik payı" dedi sel, ikna etti kardeşi.
*çerçey de sinirli, gergin, alıcam ellerinden o olacak.
*kafasından öpüp, masaj yapıp gevşetmeye çalıştım, kızdı, bana vurup kaçtı.
*tam kedi bıyığı yerinde, yani yanağımın bir tarafında dudaklarımla kulaklarım arasındaki bölgede 2 uzun çizik var. kedi tırmığı.
*öbür tarafa da yaptırsam bildiğin kedi bıyığı dövmesi.
*düğüne kadar geçmezse diğer tarafı da çizdireyim simetrik olsun bari. kedi gözü makyajı yaparım, takım olur.
*sel ile tanışmamızın, yani kendisinin beni ilk kez görüp de, nedense evlenmeyi düşünmüş olmasının üstünden tam 11 sene geçmiş.
*arabaya bindim, çiçek vardı. 11 kırmızı gerbera. (neden gerbera da gül değil diyen olursa muhtemelen daha ucuzdu 8))
*11 yıl önce hayatıma girdin, hiç çıkma dedi.
*valla hizmet kalitesine bakar, bilemiycem dedim.
*hı hı gıcığım 8)
*eve gittik, duşa girdim, dökülen saçlarıma söyledim.
*oje sürdüm.
*bulaşık makinasını boşaltmadığım için, sabahki kahvaltı bulaşıklarını ve sonra çıkan bardak meyva tabağı vs bulaşıklarını yerleştiremediğimden mutfak çok dağınıktı, tüm bunlar oje sürdükten sonra aklıma geldi.
*kirli bulaşık grubuna yeni bir bardak daha ilave edip mutfaktan çıktım.
*gün bitmiş, uyudum.
*uyandım, giyindim, ıslak saçla yattığım için en derbeden görünümle bana günaydın diyen saçlarıma söylendim, 5 tokayla tutturdum, kafamın her yerinde saç öbekleri kümelenmiş bir acayip model oldu.
*kahvaltı ettik, bulaşık kümesine yeni bulaşıklar eklendi, makineyi boşaltıp, bunları yerleştirmek şart.
*işe geldim.
*annemle konuştum 6-7 dakika.
*kardişle konuştum 18 dakika.
*sel'le konuşmadım henüz.
*kardişle konuşurken dışarda çimlerin üstünde bizim buranın kapı önü kedisiyle oynadım.
*hava çok güzel, serin, esintili.
*saçlarım kepaze.
*antalyadan bi arkadaşım geldi sabah. akşam onunla görüşmem gerek.
*paraya kıyıp bi fön mü çektirsem, 3-5 toka daha mı alsam? (en iyisi tokaları söküp yeniden takayım)
*yazı bitti.
7 Temmuz 2009 Salı
kayıt altına almak için
bir sigaranın 5-10 metre olmasını dilediniz mi hiç.
bir sigara içimi denen sürenin 10 saat olmasını....
ben diliyorum şu an.
yok sigara falan içtiğimden değil.
penceremin önünden bu görüntü gitmesin diye. 8)
allahım kim buuu!!!!
nasıl yarattın yarebbim.
hangi ülkeden gönderdin buraya,
insan mı bu, erkek mi, tek mi, başka var mı benzerleri.....
ayyyhhhh..
bi fena oluyorum,
8)))
*****************
14:55 itibariyle:
başka bişey dileseymişim olacakmış, yeminle.
adam herhalde 95. sigarasını içiyor 8)))
az sonra köhür köhür öksürüp ölmezse eğer, kalan 3 saatte 3 paket daha içecek gibi görünüyor.
bi de,
gözleri küçükmüş.
tevekkeli değil habire gözlükle dolaşıyor, caka satıyordu.
bi gitti güneş, çıktı gözlükler,
biredpitt'in alası olan adam, çakma bired oldu.
hey allahım yaa, yeter git içeri içme sigara daha, ölüp gidecek gözümün önünde.
hadi bakiym!
bir sigara içimi denen sürenin 10 saat olmasını....
ben diliyorum şu an.
yok sigara falan içtiğimden değil.
penceremin önünden bu görüntü gitmesin diye. 8)
allahım kim buuu!!!!
nasıl yarattın yarebbim.
hangi ülkeden gönderdin buraya,
insan mı bu, erkek mi, tek mi, başka var mı benzerleri.....
ayyyhhhh..
bi fena oluyorum,
8)))
*****************
14:55 itibariyle:
başka bişey dileseymişim olacakmış, yeminle.
adam herhalde 95. sigarasını içiyor 8)))
az sonra köhür köhür öksürüp ölmezse eğer, kalan 3 saatte 3 paket daha içecek gibi görünüyor.
bi de,
gözleri küçükmüş.
tevekkeli değil habire gözlükle dolaşıyor, caka satıyordu.
bi gitti güneş, çıktı gözlükler,
biredpitt'in alası olan adam, çakma bired oldu.
hey allahım yaa, yeter git içeri içme sigara daha, ölüp gidecek gözümün önünde.
hadi bakiym!
6 Temmuz 2009 Pazartesi
bugün
dedim ki gidip nispet yapayım biraz.
övünmekti maksadım.
sonra "len, nispet ya da nisbet hangisi doğru ki" diye TDK'ya gittim.
nispet sözlükte yer alan biçimi ama arapça nisbet'den geliyor galiba.
yani ikisi de yanlış sayılmazdı.
neyse.
fakat baktım övünmekten ziyade kıskandırmak veya üzmek için yapılırmış.
vazgeçtim hemen.
üzmek mi!!
tam kaş yapayım derken göz çıkarmak olacaktı.
derdim sevincimi, mutluluğumu falan paylaşmak, övünmekti birazcık da.
ayyhhh..
uzattım ha!
şimdi baştan.
ben çok mutlu oldum bugün.
sabah telefonum çaldı, güvenlik görevlisi kargonuz var dedi.
öyle güzel bir hediye aldım ki.
kıskandırmadak kimseyi, yazıvereyim yine de, kendini bilir ilgili şahıs!
çoook seviyorum seni.
sonra
ünsüm yazmış, çok seviyorum seni, öyle güzel olsun haftan şaşırıp kal diye.
böyle pırıl pırıl oldu içim.
ağzım kulaklarımda duruyordum, duruyordum evet, yapmam gereken iş var ama, hataya gelmez. ben de kafamı veremiyorum.
derken,
penceremin tam önündeki tahta sandalyenin arkalığına bi çocuk saksağan kondu.
yeni palazlanmış.
cılız.
hani bunların gövdeler böyle şişman şişman yuvarlacık olur ya,
bunun ki cılız.
gözler de bebek gözü.
koca pörtlek şaşkın bakan bebe gözü.
annesi de geldi peşinden.
2 saksağan 1 metre ötemde.
annesi ağzına mama boşalttı, çocuk saksağan doğmadı, çekmedi ağzını.
ikisinin gagası arasında böyle tükürük salyası uzadı 8)))
anne uçtu, muhtemelen 2 metre ötede yerde duran kedi mamalarından kaçıracak yine.
bebe saksağan kafasını cama çevirdi.
gözgöze geldik.
camlar dışardan ayna olduğu için o beni görmedi
ben baktım şaşkın pörtlek gözlerinin içine.
sonra uçtu bu.
8))
masamda hediyem
kulağımda harika müzikler
ekranda içimi ısıtan sevgi sözleri.
şanslıyım yahu!
bi mutluyum.
e hi 8))
övünmekti maksadım.
sonra "len, nispet ya da nisbet hangisi doğru ki" diye TDK'ya gittim.
nispet sözlükte yer alan biçimi ama arapça nisbet'den geliyor galiba.
yani ikisi de yanlış sayılmazdı.
neyse.
fakat baktım övünmekten ziyade kıskandırmak veya üzmek için yapılırmış.
vazgeçtim hemen.
üzmek mi!!
tam kaş yapayım derken göz çıkarmak olacaktı.
derdim sevincimi, mutluluğumu falan paylaşmak, övünmekti birazcık da.
ayyhhh..
uzattım ha!
şimdi baştan.
ben çok mutlu oldum bugün.
sabah telefonum çaldı, güvenlik görevlisi kargonuz var dedi.
öyle güzel bir hediye aldım ki.
kıskandırmadak kimseyi, yazıvereyim yine de, kendini bilir ilgili şahıs!
çoook seviyorum seni.
sonra
ünsüm yazmış, çok seviyorum seni, öyle güzel olsun haftan şaşırıp kal diye.
böyle pırıl pırıl oldu içim.
ağzım kulaklarımda duruyordum, duruyordum evet, yapmam gereken iş var ama, hataya gelmez. ben de kafamı veremiyorum.
derken,
penceremin tam önündeki tahta sandalyenin arkalığına bi çocuk saksağan kondu.
yeni palazlanmış.
cılız.
hani bunların gövdeler böyle şişman şişman yuvarlacık olur ya,
bunun ki cılız.
gözler de bebek gözü.
koca pörtlek şaşkın bakan bebe gözü.
annesi de geldi peşinden.
2 saksağan 1 metre ötemde.
annesi ağzına mama boşalttı, çocuk saksağan doğmadı, çekmedi ağzını.
ikisinin gagası arasında böyle tükürük salyası uzadı 8)))
anne uçtu, muhtemelen 2 metre ötede yerde duran kedi mamalarından kaçıracak yine.
bebe saksağan kafasını cama çevirdi.
gözgöze geldik.
camlar dışardan ayna olduğu için o beni görmedi
ben baktım şaşkın pörtlek gözlerinin içine.
sonra uçtu bu.
8))
masamda hediyem
kulağımda harika müzikler
ekranda içimi ısıtan sevgi sözleri.
şanslıyım yahu!
bi mutluyum.
e hi 8))
2 Temmuz 2009 Perşembe
senden başkaaaaa......
gündemimiz yine kardiş ile kısçenin düğünü.
müzik arayışçısı olarak görev yapıyorum.
konu başlığı en sevdiklerim.
eski 45'likler.
e tabi, haliyle, tabiatıyla, kaçınılmaz olarak... takıldım kaldım.
hastasıyım yahu!
bakmayın burada böyle ciddi ciddi oturduğuma
içimdeki kız çocuğu çıplak ayakla hoplayıp zıplıyor senden başka senden başka diye.
bi göksel söylüyor, bi füsun önal.
yetmiyor nana mouskori de milise mou diye devam ediyor.
gözümün önünde masum yüzü ve kibar halleriyle emel sayın, ispanyol paça pantolonu ve açık düğmeli dar gömleğiyle tarık akan var. bilir misin o filmi, yalancı yarim. hani emel'i tarık'ın nişanlısı diye yutturmaya çalışırlar tarık'ın abisine, ki o da metin akpınardır. heyhat şaka gerçeğe dönüşür ve tarık, pazarcı kızı emel'e gerçekten aşık olur.
velhasıl gittim ben burdan, uçtum gittim.
"dizlerim titrer sen görününce, hani o gelişin var ya"
kısçe'ye yollamıştım, cevap geldi
"nasıl bişey bu yaaa, 100 kere dinlesem bıkmam bu şarkıyı" diye.
belli olan şu yani.
25 temmuz akşamı 2 karış topuklarımız, yerlerde sürünen eteklerimizle beraber gelin-görümce zıplayıp durucaz ortada:
senden başka senden başka sevemem ben hiç kimseyi
senden başka senden başka olamam senden başkasıylaaaaa........
arayışa devam ediyorum .
az sonra bim bam bom diye dolaşmayacağımın garantisini veremem.
müzik arayışçısı olarak görev yapıyorum.
konu başlığı en sevdiklerim.
eski 45'likler.
e tabi, haliyle, tabiatıyla, kaçınılmaz olarak... takıldım kaldım.
hastasıyım yahu!
bakmayın burada böyle ciddi ciddi oturduğuma
içimdeki kız çocuğu çıplak ayakla hoplayıp zıplıyor senden başka senden başka diye.
bi göksel söylüyor, bi füsun önal.
yetmiyor nana mouskori de milise mou diye devam ediyor.
gözümün önünde masum yüzü ve kibar halleriyle emel sayın, ispanyol paça pantolonu ve açık düğmeli dar gömleğiyle tarık akan var. bilir misin o filmi, yalancı yarim. hani emel'i tarık'ın nişanlısı diye yutturmaya çalışırlar tarık'ın abisine, ki o da metin akpınardır. heyhat şaka gerçeğe dönüşür ve tarık, pazarcı kızı emel'e gerçekten aşık olur.
velhasıl gittim ben burdan, uçtum gittim.
"dizlerim titrer sen görününce, hani o gelişin var ya"
kısçe'ye yollamıştım, cevap geldi
"nasıl bişey bu yaaa, 100 kere dinlesem bıkmam bu şarkıyı" diye.
belli olan şu yani.
25 temmuz akşamı 2 karış topuklarımız, yerlerde sürünen eteklerimizle beraber gelin-görümce zıplayıp durucaz ortada:
senden başka senden başka sevemem ben hiç kimseyi
senden başka senden başka olamam senden başkasıylaaaaa........
arayışa devam ediyorum .
az sonra bim bam bom diye dolaşmayacağımın garantisini veremem.
ben versem de sen alsan? olma mı?
buzdolabının üstünde beyaz tahta kalemi kullanılmak sureyiyle yazılmış bir yazı var.
hedef: bilmemkaç
(kaç olduğunu yazmıyım, ilgili şahsın sözhakkı doğmasın)
bu hedef sayı, sel kişisinin kardişin düğüne kadar olmayı planladığı kiloyu belirten bir rakam.
yani kardişin düğünde o kiloda olmayı hedeflemişti kendine.
-mişti diyorum zira neredeyse 20 gün kaldı hala 3-4 kilo fark var ulaşılması istenen rakamla arasında.
yanlış anlama olmasın diye belirtiyorum.
mevcut kilosu hedef kilonun altında.
yani kilo vermesi değil, alması gerekiyor.
şimdiiiiii
bi düşün ey insanoğlu.
"akşam tv izlerken kola içeyim yanında da cips yiyeyim" fikrini cezbedici bulmaz mı bi insan?
hı?
hadi cipse burun kıvırdın, yağlı dedin.
hadi kolayı fazla tüketmek sağlığa zararlı dedin.
anlarım.
çok afedersiniz, çok ayıptır söylemesi ama,
çifte kavrulmuş tahin ilen pekmezin karışımı kasede, nutellaya taş çıkartırcasına beklerken,
kilo almak isteyen bir insan bunu nasıl görmezden gelir?
bıraksan beni, tamam pekmez (ki kendisi tarafımdan zemkep diye bilinir) katmam ama, şekerli su ile karıştırıp 9-10 dilim ekmekle yerim ben onu.
ne olurdu bi yolu olaydı da, kilo almak isteyen ve vermek isteyen insanlar aralarında anlaşmak suretiyle kilo alışverişi yapabileydi.
faydası belirsiz bi dünya şey için kafa patlatan bilim adamlarına sesleniyorum:
incik boncuk bi sürü şeyle uğraşıp, yok atom çarpıştıracaz, yok şunu bunu bulacaz diye ömür tüketeceğinize kamuoyunun sesine kulak verin.
takas edilebilen kilo
şişmanlatmayan çikolata
hatta
çıkmayan tüy gibi şeyler istiyoruz.
biraz gerçekçi olun.
not: hedeflediği kiloya ulaşacağına hiiiiç inancım yok, dediydi dersiniz, yazarım düğün sonu.
hedef: bilmemkaç
(kaç olduğunu yazmıyım, ilgili şahsın sözhakkı doğmasın)
bu hedef sayı, sel kişisinin kardişin düğüne kadar olmayı planladığı kiloyu belirten bir rakam.
yani kardişin düğünde o kiloda olmayı hedeflemişti kendine.
-mişti diyorum zira neredeyse 20 gün kaldı hala 3-4 kilo fark var ulaşılması istenen rakamla arasında.
yanlış anlama olmasın diye belirtiyorum.
mevcut kilosu hedef kilonun altında.
yani kilo vermesi değil, alması gerekiyor.
şimdiiiiii
bi düşün ey insanoğlu.
"akşam tv izlerken kola içeyim yanında da cips yiyeyim" fikrini cezbedici bulmaz mı bi insan?
hı?
hadi cipse burun kıvırdın, yağlı dedin.
hadi kolayı fazla tüketmek sağlığa zararlı dedin.
anlarım.
çok afedersiniz, çok ayıptır söylemesi ama,
çifte kavrulmuş tahin ilen pekmezin karışımı kasede, nutellaya taş çıkartırcasına beklerken,
kilo almak isteyen bir insan bunu nasıl görmezden gelir?
bıraksan beni, tamam pekmez (ki kendisi tarafımdan zemkep diye bilinir) katmam ama, şekerli su ile karıştırıp 9-10 dilim ekmekle yerim ben onu.
ne olurdu bi yolu olaydı da, kilo almak isteyen ve vermek isteyen insanlar aralarında anlaşmak suretiyle kilo alışverişi yapabileydi.
faydası belirsiz bi dünya şey için kafa patlatan bilim adamlarına sesleniyorum:
incik boncuk bi sürü şeyle uğraşıp, yok atom çarpıştıracaz, yok şunu bunu bulacaz diye ömür tüketeceğinize kamuoyunun sesine kulak verin.
takas edilebilen kilo
şişmanlatmayan çikolata
hatta
çıkmayan tüy gibi şeyler istiyoruz.
biraz gerçekçi olun.
not: hedeflediği kiloya ulaşacağına hiiiiç inancım yok, dediydi dersiniz, yazarım düğün sonu.
1 Temmuz 2009 Çarşamba
temmuz
ayın ilk günü bi yazı yazarsam belki bu ay uyuşukluktan sıyrılırım diye bi inanca sığınmak istiyorum. ondan bu yazı.
yoksa,
yediğim tuzlu fıstığın kabuklarını da, fıstıktan hariç yiyip, ay bunlar da pek lezzetliymiş, yemeklere tuz yerine bu kabukları katsam, hem boşa da gitmemiş olur, hı?
şeklinde hastalıklı bi düşünce dışında yazacak şeyim yok.
dilim tuzdan yandı zate.
yoksa,
yediğim tuzlu fıstığın kabuklarını da, fıstıktan hariç yiyip, ay bunlar da pek lezzetliymiş, yemeklere tuz yerine bu kabukları katsam, hem boşa da gitmemiş olur, hı?
şeklinde hastalıklı bi düşünce dışında yazacak şeyim yok.
dilim tuzdan yandı zate.
22 Haziran 2009 Pazartesi
kısa mısa
> şu an odada bi telekonferans var, ana dili ingilizce olmayan birilerinin ana dil ingilizce olmayan birileriyle konuşmasını dinliyorum. ay zorlama. ama başka nası anlaşacak ki insanlar.
>hafta sonu kardişin ev işleriyle geçti gitti. bişey anlamadık.
>dün, bi serçe güruhunun bağrışıyla pencereye koştum, ne oldu kavga mı var diye. bi de bakayım ki ne göreyim, manyak bi saksağan bi serçeyi yakalamış! diğer serçeler çığlık kıyamet bağırıyor. ay kendimi pencereden atıp kuşu kovalayacaktım neredeyse, neyse ki ben dışarı koşturma gayretindeyken (hayır dışarı çıksam ne yapıcam o da ayrı tabi, kafa durdu o sıra. kedi olsa anlarım koşup yakalama ümidimi ama, saksağan diyorum. ) neyse ben açılın çekilin diye dışarı fırlarken tam, serçecik kurtulmuş manyak saksağanın ağzından. hiç serçe avlayan saksağan görmemiştim. kudurmuş!
>ince ve çok yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim. kalkıp mutfağa gidip çay alasım var ama o kadar tıkırdıyorum ki, dünyanın bir ucundan telefonla bizim odaya bağlı adamların dikkatini dağıtmamak için beklemek niyetindeyim.
>akşam saat 19'da apartmanımızın acil yönetim toplantısı var, iç çıkışı karnım aç zil çalar, ayaklarım çıkar beni şu ayakkabılardan diye bağırır ve canım sadece yemek yiyip yayılıp oturmak isterken, apartman sığınağında merkezi sistemden, bağımsız doğalgaza geçilsin mi mevzusunun tartışmasına katılacağım.
>ay geçilse bari de toplandığımıza değse, bütün yaz 250 lira bayılıp da kışın 15 dereceye uyanmak çok sinir bozucuydu.
>aha bitti konferans bana müsade, tıkırdaya tıkırdaya gidip bi çay alayım.
>hafta sonu kardişin ev işleriyle geçti gitti. bişey anlamadık.
>dün, bi serçe güruhunun bağrışıyla pencereye koştum, ne oldu kavga mı var diye. bi de bakayım ki ne göreyim, manyak bi saksağan bi serçeyi yakalamış! diğer serçeler çığlık kıyamet bağırıyor. ay kendimi pencereden atıp kuşu kovalayacaktım neredeyse, neyse ki ben dışarı koşturma gayretindeyken (hayır dışarı çıksam ne yapıcam o da ayrı tabi, kafa durdu o sıra. kedi olsa anlarım koşup yakalama ümidimi ama, saksağan diyorum. ) neyse ben açılın çekilin diye dışarı fırlarken tam, serçecik kurtulmuş manyak saksağanın ağzından. hiç serçe avlayan saksağan görmemiştim. kudurmuş!
>ince ve çok yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim. kalkıp mutfağa gidip çay alasım var ama o kadar tıkırdıyorum ki, dünyanın bir ucundan telefonla bizim odaya bağlı adamların dikkatini dağıtmamak için beklemek niyetindeyim.
>akşam saat 19'da apartmanımızın acil yönetim toplantısı var, iç çıkışı karnım aç zil çalar, ayaklarım çıkar beni şu ayakkabılardan diye bağırır ve canım sadece yemek yiyip yayılıp oturmak isterken, apartman sığınağında merkezi sistemden, bağımsız doğalgaza geçilsin mi mevzusunun tartışmasına katılacağım.
>ay geçilse bari de toplandığımıza değse, bütün yaz 250 lira bayılıp da kışın 15 dereceye uyanmak çok sinir bozucuydu.
>aha bitti konferans bana müsade, tıkırdaya tıkırdaya gidip bi çay alayım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)