10 Haziran 2009 Çarşamba

e giyim kuşam moda insanıyımdır bazende, tabi..

çünkü neyim eksik!
(soruyu ciddiye alma canım blog ahalisi. zira eksik sayacak olursak bozulabilirim, garantisi yok. boyduuuur, paradıııır... eksik çok bende, görmezden gelin bi zahmet)
bakıyorum bazı bi bloglar mütemadiyen giyim kuşam şıklık makyaj kozmetik alışveriş takibinde
hergün giydiğini yazan mı dersin
resmini çekip koyan mı dersin
makyaj malzemeleri tanıtımları mı dersin
aman bi şenlikli bi magazin bi güzel
insan bakıp bakıp duruyor canım ahalim.
bakmakla da kalmayıp düşünüyor,
anacım o ka kıyafeti, onca ayakkabıyı çizmeyi, onca çantayı, öte beriyi nerde saklıyor bu insanlar?
valla pes!
neysee..
ben de düşündüm taşındım kendi nacizane dünyam ilen bi deneme yapayım dedim.
en olmadı, o biloklara bi alternatif olur, aman ha, sakın ha falan diye beni işaret ederler, aralarında yazık felan diye konuşurlar.

öhhöööm..
başlıyoruz canım moda severler 8)
efem ilk kiyafetimiz sıcak yaz günlerinde özlem duyduğumuz tatil zamanlarına ait bir kombin (bak, gördün mü kombin mombin kaptım jargonu)


bu kiyafetimizde eskiyen kottan kesilmek suretiyle elde edilmiş bir şort
pazardan alınmış bir siyah atlet
nerde denize gireriz belli olmaz diyerekten içine giyilmiş beyaz bikininin çıkan askıları
boyunda havalı bir aksesuar yerine, elzem cep tilifonu
kafada ucuzundan bi şapka
ve altında markası falan olmayan yine en sevdiğimiz alışveriş merkezi olan sosyete pazarı kaynaklı bir parmak arası beyaz terlik.
Resmimize fon olan mekan ise ööle havalı bir yer değil, koccaman gövdesi ile dikkat çeken bir ağaç. Evet bildiğin ağaç. Yer de köyceğiz zate.
Eee neyse

Gelelim ikinci kombinimize:

Burada üst parça, eskiden elbise olan ve fakat çok kullanışlı bulunmadığı için kesilerek tünik haline getirilmiş bir siyah giysi.
Alt parça ise kusursuz renk uyumuyla (evet o da siyah, ne olmuş) dikkat çeken bir tayt
Sadelik konseptli bu kombin (vaay, laflara bak) gülen bir suratla hareketlendirilmiş.
Mekan?
Fundamın balkon 8)
Sırada üçüncü kıyafetimiz var:Bu kıyafet sıcak yaz günlerinde bunalan siz moda severler için soğuk kış günlerinden bir enstantane(?)
Alt tarafta annemlerin ucuz bulup aldığı (valla) bir kar pantalonu, içi polar gibi bişey, üstü su geçirmez. (Tam da üstüme oldu ha)
Üstünde biraz görünen bej parça bir kazak. Onu da sosyeteden almıştım zamanında. Görmüyorsunuz ama ön tarafında lacivert ve kırmızı bir kaç kalın çizgi var. Pantul ile uyum süper yani.
Onun üstünde bir mont
Kafada ve boyunda ise halamın rahmetli kızından kalan bordo bir atkı bere takım.
Gözlükler?
Yok anacım ne markası
Aksesöriz’den aldımdı.
Eveeett dördüncü modelimiz biraz ucubik olmaklan birlikte (olsun olsun, ne ka ucubik, o ka havalıdır bazen)
Renklerindeki ciddiyet ile kendini gösteren bir uydurma kıyafet (tasarım mı deniyordu buna. Tabi. Uydurma denmez.)
Bu tasarımımızdaki tek hazır parça siyah saten pantolon oluyor. Para verilip alındı yani. Yok Pazar değil, bildiğin tükkan.
Üst kısım yine saten streç straplez (tekerleme söylemede başarılıyım) bir parça
Kollarda görülen zebra desenli şey ise nası desem?
Böyle kola giyilip, ama omza kadar çıkan, boyundan bir biye ile de tutturulan, çok geniş kollu, tek parça bişey.
Öyle işte daha nası anlatayım. Kol yani. Sadece kol.
Pantolonun arkasından sarkansa kuyruk evet.
Kat kat volanlı, sadece bele bağlı, bir eski zaman elbisesinin arkasının pantolona kuyruk olmuşu gibi bişey.
Öyle uydurduk ne yapalım, allah allaaahh..
Fransa’nın falanca modacısı desem “vaaaayyy” dersin ama blog ahalisinden olmayan sayın yabancı okur.
Bunu niye burun kıvırıyorsun.
Ayakkabılar da bildiğin süet çizme.
Evet çizme ne var?
Yoktu uygun ayakkabım.
Zaten aylardan kasım (kafiye diye söylemedim valla kasımdı)
Bi arkadaş düğünü, selimiye.
Sıkıldınız mı?
İyi tamam, bitiriyorum.

Gelelim yazıyı nihayetlendireceğim son resme
Bugün ne giydim
Valla allah seni inandırsın ne giyeyim bilemedim aslında da
Annemin antalyadan pazardan aldığı tülbent gibi bi kumaştan çingene renkli bi elbise vardı onu giydim. (desen için yakın resim de hazır ettim bak)

Kendisi elbise olarak giyilemeyecek kadar ince olduğundan altına da bişey giymek lazım geliyor.
Hah işte altına da, valla 10 sene falan önce aldığım bi kot vardı, ben onu 3-5 sene önce diz altında kesmiştim.
Çok severim kendisini aşırı rahattır.
İşte altına da onu giydim.
Kırmızı beyaz benekli ayakkabılarla tamamlanan kombin, resimde olmamakla beraber, sarı-mavi-mor-yeşil-kırmızı pamuk kozalarından yapılma sallantılı bir küpe ile tamamlanıyor sevgili moda sever.

işte böyleeeee... gayetle kolaymış değil mi moda sayfası editörü olmak? bi de param olsa sen beni o zaman gör. neyse...

bir sonraki moda sayfamızda buluşmak üzere esen kalın efendim. 8)

9 Haziran 2009 Salı

öğlen

sel geldi öğlen
reale gittik.
üç beş alınacak var
hem yemek yeriz falan diye.
neyse işte o değil mevzu.
sandviç yiyoruz bi yerde.
bi kadın geçiyor önümüzden.
ama nasıl aheste
nasıl havalı
nasıl her adımda "ben dünyanın en güzel...." diye diye.
dedim ki sel'e
bazı kadınların 'o kadar güzelim ki, beni gördüğünüzde yaşadığınız şaşkınlığı anlayışla karşılıyorum' ifadesiyle dolaşıyor olmaları ne komik.
hani? dedi.
hani!
yani bu muhabbetin sorusu "hani?" midir?
geçti gitti bi kadın az önce öyle bir ifadeyle dedim.
sustuk.
sandviçlerimizi yedik, içeceklerimizi içtik.
başka mevzulardan konuşuk.
5 dakika sonra sel
-şu mu? dedi
-ne?
-o kadın!

8)))))
ay adamceğizin aklı o kadında kalmış
yine aheste aheste ve salına salına yürümekle beraber diğer kadın kadar iddialı bir ifade taşımayan bir başka kadını gösteriyor.
yok beee dedim
ay geçti gitti o kadın, takıldın sen de ha. ne meraklıymışsın! zaten dikkat edersen güzel bir kadın demedim sana, kendini çok güzel zanneden bir kadındı dedim. tiftik saçlı kırıtık bişeydi 8)

ha, şimdi ben bu konuyu nereye bağlayacağım:
yani demem o ki ey nisa taifesi!
mevzu güzel olmak, çok güzel olmak, çok dikkat çekici olmak falan değil
kendinizi öyle olduğunuz konusunda ikna edebiliyorsanız iş bitmiştir.
te te büle
büleyken büle

alakasız not:
te te büle dedim de;
şu rumelide bi bitse de huzur bulsam artık yaaa!
gerizekalı vahide insanı diziden ayrıldı ayrılalı ettikleri canıma yetti valla
haftalardır ağlıyorum.
ne sadist senaryo yazarıymışsınız mübarek.
vahide öldü, ağlamaktan katılayazdım.
cenazesinde içim çıktı, gözüm pörtledi
mustafa perişan oldu kalbim didildi
yetmedi kamuş'u da öldürdünüz!
eşek'ten ne istediniz yav, o da mı diziden ayrılacaktı?
zaten geçen sezon süt ineciği vuruldu da kaç gün üzüntümden harap olmuştum.
hah, şimdi tam oldu, kamuş da öldü.
yazıklar olsun!!!!

8 Haziran 2009 Pazartesi

hafta

hafta başı diye yeni bir yazı yazayım dedim,
aynı yazıyı görmekten de sıkıldım ama,
yok yazasım.
tembelim hı hı.
tamam o zaman, gidiyorum.
sonra gelicem ama evet.

5 Haziran 2009 Cuma

edepsizim, edepsizsin, edepsiz....

şaka değil.
gerçekten anlamıyorum ben.
fena halde canım sıkılıyor, kendimi salak hissediyorum.
e bu kadar salak hissederken de ele güne karşı açık açık sorulmaz ki bu.
bari şurda biz bizeyken sorayım.
akp genel başkanının akp'ye akp demek edepsizliktir demesi bir nedir?
şaşırtmacalı bilmece mi bu?
paradoks mu?


dyp'ye dyp demek
chp'ye chp demek ayıp değilken
akp'ye akp demek nasıl bir edepsizlik örneği olabilir arkadaş!
chp'ye cıh parti demedik ki bunca yıl!
hayır partinin adı ak parti olur anlarım.
ama değil ki.
adalet ve kalkınma değil mi bunların adı?
biz mi yanlış biliyoruz?
adalet ve kalkınma ayrı parti, ak ayrı parti mi?
ak'a oy veren adalet ve kalkınmaya muhalif mi?
ampül kimin amblemi yahu!!


Yılmaz Özdil bugün demiş ki
Bahriye Tokmak gibi yani, ya da Abdullah Bazencir.
bildiğimiz Kibariye ile(n) Mahsun Kırmızıgül
biri nüfustaki adı, biri sahne adı.

Ak bunların makyajlı ismi mi yani, onu mu anlıycam ben.

kendini reddetme denen bundan öte olabilir mi yarebbim!

3 Haziran 2009 Çarşamba

azat buzat.

3 adım atsan bunaltan öf dedirten bir sıcaklığın hemen ardından deli rüzgarlı, sağnak yağışlı bir havaya dönüş, hemen peşinden güneş ve ardından gök gürültülü sağnak.
ankara böyle bugün.
en azından benim bulunduğum bölge.
seviyorum bunu
da,
hiç içerde olmak istemiyor canım.
bi ıslanmak, bi ısınmak, bi ürpermek
salın beni dışarı bugün yaaaa.

2 Haziran 2009 Salı

alışveriş

internet üzerinden alışveriş yapabilmek bazen çok sinir bozucu
boş kaldıkça dükkan gezip,
onu bunu almaya teşvik ediyor insanı.
makyaj malzemesi, kitap, ayakkabı, o, bu...
üüfff...

29 Mayıs 2009 Cuma

şimdi.. şöyle..

bi şarkı arıyorum.
kimin söylediğini bilmiyorum.
şarkının adını bilmiyorum
sözlerinden hatırladığım tek cümle yok.
müziği de aklımda değil.
çok severdim onu biliyorum
türkçe bir şarkı, ve bir kadın söylüyordu
tek bildiğim bu.

şimdi biri bana söyleyebilir mi ben bu şarkıyı nasıl bulucam.
böyleee...
şımarık bi şarkıydı.
ama neydi yaaa!!!
8(